Önerilen Sonuçlar()
Mobil Uygulamayı İndir
QNB Invest
© 2026 QNB Invest A.Ş.
Türkiye'de kartlı ödeme alışkanlıkları dijitalleşmenin etkisiyle büyümeye devam ediyor. Bankalararası Kart Merkezi tarafından yayımlanan Haziran ayı verileri, kart kullanımının hem işlem hacmi hem de ödeme yöntemleri açısından önceki yıla göre önemli ölçüde arttığını ortaya koyuyor.
Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre, Haziran ayında Türkiye'de gerçekleştirilen toplam kartlı ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre %50 artış göstererek 2,9 Türk Lirası seviyesine ulaştı. Veriler, kartlı ödeme sistemlerinin hem bireysel tüketimde hem de ticari işlemlerde yaygınlığını koruduğunu gösteriyor.
Son dönemde dijital ödeme altyapılarının gelişmesi, temassız ödeme çözümlerinin yaygınlaşması ve e-ticaret hacmindeki büyüme, kartlı ödeme tutarlarındaki artışı destekleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Haziran ayı itibarıyla Türkiye'deki kredi kartı sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %11 artarak 150,4 milyon adede ulaştı. Kart sayısındaki yükseliş, bireysel kullanıcıların yanı sıra ticari kart kullanımındaki artışın da devam ettiğine işaret ediyor.
Kartlı ödeme ekosistemindeki büyüme; banka kartları, kredi kartları ve ön ödemeli kartların kullanım alanlarının genişlemesiyle birlikte finansal işlemlerin dijital kanallara taşınmasını destekliyor.
Haziran ayında internet üzerinden gerçekleştirilen kartlı ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre %60 artarak 891,6 milyar Türk Lirası oldu.
E-ticaret sektöründeki büyümenin sürmesi, çevrim içi alışveriş kanallarının daha fazla tercih edilmesi ve dijital ödeme yöntemlerinin yaygınlaşması, internetten yapılan kartlı ödemelerdeki yükselişi destekleyen gelişmeler arasında yer aldı.
Temassız ödeme işlemleri de büyümesini sürdürdü. BKM verilerine göre Haziran ayında temassız ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre %45 artarak 939,3 milyar Türk Lirasına ulaştı.
Mobil ödeme teknolojilerinin gelişmesi, temassız kart kullanımının yaygınlaşması ve hızlı ödeme çözümlerine yönelik talebin artması, temassız işlemlerin toplam kartlı ödemeler içerisindeki payını güçlendirmeye devam ediyor.
İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan 2025 yılı İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması, sanayi sektöründe üretim faaliyetlerinin büyük ölçüde yatay seyrettiğini ortaya koydu. Araştırma sonuçları, ihracat performansı, finansman maliyetleri ve rekabet koşullarına ilişkin önemli göstergeler sunarken, sanayi kuruluşlarının faaliyet ortamına ilişkin güncel görünümü de yansıtıyor.
Araştırmaya göre, İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun 2025 yılında üretimden satışları reel olarak ‰2 oranında artış gösterdi. Bu sınırlı yükseliş, sanayi üretimindeki büyümenin önceki dönemlere kıyasla daha düşük bir ivmeyle devam ettiğini ortaya koydu.
Küresel ekonomik görünümdeki belirsizlikler, iç piyasadaki finansman koşulları ve maliyet baskıları, üretim performansını etkileyen temel unsurlar arasında yer aldı. Özellikle sanayi işletmeleri, faaliyetlerini sürdürürken artan girdi maliyetleri ve finansmana erişim koşullarının etkisiyle daha temkinli bir üretim süreci izledi.
Araştırma sonuçlarına göre, İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu'nun toplam ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla göre %3 oranında azalarak 15,9 milyar ABD Doları seviyesine geriledi.
Bu gelişmeyle birlikte araştırma kapsamındaki şirketlerin Türkiye'nin toplam sanayi ihracatı içinde payı kalmadı. Küresel talepteki yavaşlama, dış pazarlardaki rekabet koşullarının değişmesi ve maliyet artışları, ihracat performansını etkileyen başlıca faktörler arasında yer aldı.
2025 yılı sanayi görünümünde öne çıkan başlıklardan biri de üretim maliyetleri ile döviz kuru arasındaki denge oldu. Artan işçilik, enerji ve hammadde maliyetleri, üretim giderlerini yükseltirken; döviz kurundaki sınırlı hareketlilik ihracatçı firmaların fiyat rekabetini zorlaştırdı.
Sanayi sektöründe faaliyet gösteren birçok işletme, uluslararası pazarlarda rekabet edebilmek için maliyet yönetimine odaklanırken, yüksek üretim giderleri rekabet koşullarını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer aldı.
TCMB faiz kararı, yurt içi piyasaların bu hafta en yakından takip edeceği gelişmeler arasında yer alıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB), 23 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 14.00'te açıklayacağı Para Politikası Kurulu (PPK) kararı, yalnızca politika faizinin seviyesi açısından değil; enflasyon görünümü, Türk lirasının seyri ve finansal piyasalara yönelik verilecek mesajlar bakımından da önem taşıyor.
Ekonomi yönetiminin temel önceliği enflasyonda kalıcı düşüşü sağlamak olurken, reel sektörün finansman maliyetlerine ilişkin beklentileri de karar sürecinde yakından izleniyor.
Piyasanın Politika Faizi Beklentisi Ne Yönde?
Piyasa beklentileri, TCMB'nin Temmuz ayı toplantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit bırakacağı yönünde yoğunlaşıyor.
Enflasyonda devam eden dezenflasyon süreci ve küresel finansal koşullar nedeniyle Merkez Bankası'nın temkinli para politikası duruşunu koruyabileceğini değerlendiriyor.
Yabancı Kurumların Beklentileri
Uluslararası finans kuruluşlarının beklentileri genel olarak politika faizinin korunacağı yönünde şekilleniyor.
Kurum
Beklenti
Citibank
%37
Bank of America
Morgan Stanley
HSBC
Standard Chartered
ING
Bloomberg Economics
Goldman Sachs
Capital Economics
%40
J.P. Morgan
Görüldüğü üzere kurumların büyük bölümü politika faizinde değişiklik beklemezken, bazı kurumlar ilave sıkılaşma ihtimalini de göz ardı etmiyor.
Haziran Ayında TCMB Nasıl Bir Karar Almıştı?
Haziran toplantısında TCMB politika faizini %37 seviyesinde sabit bırakmıştı.
Ayrıca;
Karar metninde enflasyondaki görünüm yakından izlenmeye devam edilirken sıkı para politikasının sürdürüleceği mesajı verilmişti.
Faiz Kararında Hangi Senaryolar Öne Çıkıyor?
Piyasalarda ağırlıklı beklenti faizin sabit bırakılması yönünde olsa da açıklanacak karar ve karar metnindeki yönlendirmeler piyasalar açısından belirleyici olabilir.
Öne çıkan olası senaryolar şunlar:
Faizin sabit bırakılması: Mevcut sıkı para politikası duruşunun korunacağı algısını destekleyebilir.
Faiz indirimi: Finansman koşullarını destekleyebilir ancak enflasyon ve döviz piyasalarına ilişkin beklentiler üzerinde etkili olabilir.
Türkiye Sigorta (TURSG) 2Ç26 bilançosu, şirketin güçlü operasyonel performansını sürdürdüğünü ortaya koydu. Şirket, ikinci çeyrekte 7,2 milyar TL net kâr açıklayarak hem piyasa beklentisinin üzerinde bir performans sergiledi hem de teknik kârlılık ve yatırım gelirlerindeki güçlü görünümünü korudu.
Türkiye Sigorta'nın Net Kârı Beklentileri Nasıl Aştı?
Türkiye Sigorta, 2026 yılının ikinci çeyreğinde 7,2 milyar TL net kâr açıkladı.
Bu rakam:
Teknik kârlılıkta büyüme dikkat çekti
Sigorta şirketleri açısından en önemli göstergelerden biri olan teknik kâr, ikinci çeyrekte 9,6 milyar TL seviyesine ulaştı.
Teknik kâr performansı:
2Ç26
9,6 milyar TL
%39
%35
Bu görünüm, şirketin ana faaliyetlerinden kârlılık üretmeye devam ettiğini gösteriyor.
Yatırım Gelirleri Finansalları Desteklemeye Devam Etti Mi?
Evet. Şirketin net yatırım geliri ikinci çeyrekte 1,6 milyar TL olarak gerçekleşti.
Bu kalem:
Teknik faaliyetlerden elde edilen güçlü performansın yatırım gelirleriyle desteklenmesi, bilanço kalitesini güçlendiren önemli unsurlar arasında yer aldı.
Karlılık Göstergeleri Ne Söylüyor?
Türkiye Sigorta'nın finansallarında dikkat çeken diğer göstergeler ise şu şekilde:
Yüksek özsermaye kârlılığı, şirketin sermayesini verimli kullandığına işaret ederken, mevcut değerleme seviyeleri yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor.
TURSG Hissesi İçin Değerlendirme
Beklentilerin üzerinde açıklanan net kâr ve güçlü teknik kârlılık, finansal sonuçların hisse performansı açısından destekleyici olabileceğini gösteriyor.
Öne çıkan başlıklar:
Türkiye Sigorta 2ç26'da Ne Kadar Net Kâr Açıkladı?
Şirket, 7,2 milyar TL net kâr açıkladı.
Net Kâr Piyasa Beklentisinin Üzerinde Mi Gerçekleşti?
Evet. Açıklanan net kâr, 6,4 milyar TL seviyesindeki piyasa beklentisinin yaklaşık %10 üzerinde geldi.
Teknik Kâr Ne Kadar Oldu?
Türkiye Sigorta'nın teknik kârı 9,6 milyar TL olarak gerçekleşti.
AKSEN Senegal yatırımı, şirketin uluslararası büyüme stratejisinde önemli bir adım daha attığını gösteriyor. Aksa Enerji, Senegal'de inşası devam eden 255 MW kurulu güce sahip doğalgaz santrali için 57 milyon Avro tutarında uzun vadeli kredi anlaşması imzaladığını duyurdu. Helaba Bank tarafından sağlanan ve İsviçre'nin resmi İhracat Kredisi Sigorta Kurumu (SERV) garantisiyle desteklenen finansman, şirketin yatırım sürecini güçlendirirken finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesine de katkı sağlayacak.
AKSEN'in Senegal Yatırımında Hangi Finansman Sağlandı?
Aksa Enerji, Senegal'deki doğalgaz santrali yatırımı kapsamında;
Bu yapı, uluslararası finans kuruluşlarının projeye duyduğu güveni göstermesi açısından da dikkat çekiyor.
Senegal Santrali Aksa Enerji İçin Neden Önemli?
Senegal'de yapımı devam eden 255 MW kurulu güce sahip doğalgaz santrali, Aksa Enerji'nin Afrika operasyonlarını büyütme stratejisinin önemli projelerinden biri konumunda.
Şirket açısından yatırımın öne çıkan katkıları şunlar olabilir:
Aksa Enerji son yıllarda Afrika ve Orta Asya'daki yatırımlarıyla yurt dışı gelirlerinin payını artırmaya devam ediyor.
Kredi Anlaşması Neden Stratejik Önem Taşıyor?
Finansman anlaşmasının en dikkat çekici yönlerinden biri, kaynak çeşitliliğini artırması oldu.
Uluslararası finans kuruluşlarından sağlanan uzun vadeli krediler;
Avantaj
Olası Etkisi
Uzun vade
Finansman riskini azaltabilir
SERV garantisi
Projenin kredi kalitesini destekleyebilir
Avrupa finansmanı
Kaynak çeşitliliğini artırabilir
Döviz bazlı yapı
Uluslararası yatırımları destekleyebilir
Bu yapı, şirketin büyüme yatırımlarını daha sağlıklı bir sermaye yapısıyla finanse etmesine katkı sağlayabilir.
AKSEN'in Büyüme Stratejisi Nasıl İlerliyor?
Aksa Enerji son dönemde;
Şirketin stratejisi, döviz bazlı ve uzun vadeli gelir üreten santrallerin portföy içindeki ağırlığını artırmaya odaklanıyor.
Hisse Açısından Nasıl Değerlendirilebilir?
Kredi anlaşmasının tek başına kısa vadeli finansallar üzerinde önemli bir etki yaratması beklenmese de;
Özellikle uluslararası operasyonlardan elde edilen gelirlerin artması, Aksa Enerji'nin döviz bazlı nakit akışını güçlendiren önemli unsurlar arasında yer almaya devam ediyor.
AKSEN Ne Kadar Kredi Sağladı?
Şirket, Senegal yatırımı için 57 milyon Avro tutarında kredi anlaşması imzaladı.
Kredinin Vadesi Ne Kadar?
Finansman 10 yıl vadeli olarak sağlandı.
Kredi Hangi Kurum Tarafından Verildi?
Kredi, Helaba Bank tarafından sağlanırken İsviçre'nin resmi İhracat Kredisi Sigorta Kurumu SERV tarafından garanti altına alındı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan Temmuz ayı Piyasa Katılımcıları Anketi, piyasa profesyonellerinin enflasyon, döviz kuru ve ekonomik büyümeye ilişkin beklentilerindeki güncellemeleri ortaya koydu. Ankette yıl sonu enflasyon tahmininde sınırlı bir artış görülürken, döviz kuru beklentileri yükseldi ve büyüme öngörüsünde aşağı yönlü bir revizyona gidildi.
Temmuz ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ne göre yıl sonu Tüketici Fiyat Endeksi artışı beklentisi %29,1'den %29,2'ye yükseldi. Böylece piyasa katılımcılarının yıl sonuna ilişkin enflasyon öngörüsünde sınırlı bir yukarı yönlü güncelleme gerçekleşti.
Anket sonuçları, enflasyonda düşüş sürecine yönelik beklentilerin devam ettiğini ancak kısa vadeli görünümde fiyat artışlarına ilişkin temkinli yaklaşımın korunduğunu gösterdi.
Katılımcıların 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi %23,9 seviyesine yükseldi. Buna karşılık 24 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi %17,8'e geriledi.
Bu görünüm, kısa ve orta vadede enflasyona ilişkin beklentilerde sınırlı değişimler yaşanırken, daha uzun vadede fiyat artış hızının düşeceğine yönelik beklentilerin sürdüğünü ortaya koydu.
Anket kapsamında yıl sonu ABD Doları/Türk Lirası kuru beklentisi 51,6 seviyesine yükseldi. Döviz kuru beklentilerindeki güncelleme, piyasa katılımcılarının yıl sonuna ilişkin öngörülerindeki değişimi yansıttı.
TCMB'nin düzenli olarak yayımladığı Piyasa Katılımcıları Anketi, finansal piyasalarda döviz kuru beklentilerinin izlenmesi açısından temel göstergeler arasında yer alıyor.
Cari yıl Gayrisafi Yurt İçi Hasıla büyüme beklentisi ise önceki anketteki %3,2 seviyesinden %3,1'e düşürüldü. Böylece piyasa katılımcıları, yıl sonuna ilişkin ekonomik büyüme tahminlerinde sınırlı bir aşağı yönlü revizyona gitti.
Büyüme beklentilerindeki güncelleme, enflasyon görünümü, finansal koşullar ve ekonomik aktiviteye ilişkin değerlendirmeler doğrultusunda şekillendi.