Önerilen Sonuçlar()
Mobil Uygulamayı İndir
QNB Invest
© 2026 QNB Invest A.Ş.
Fitch Ratings tarafından yayımlanan değerlendirmeye göre, Türkiye'nin borçlanma araçları piyasası 2026 yılının ilk yarısında büyümesini sürdürdü. Kuruluş, yıl sonuna kadar piyasa büyüklüğünün 550 milyar ABD Doları seviyesine ulaşabileceğini öngörüyor.
Fitch Ratings verilerine göre, Türkiye'nin borçlanma aracı ihraçlarının 2026 yılının ilk altı ayında %9 oranında büyüyerek 516 milyar ABD Doları’nı aştı. Raporda, bu büyümenin hem kamu hem de özel sektör ihraçlarının devam etmesiyle desteklendiği belirtiliyor.
Borçlanma araçları piyasasında Türk Lirası cinsinden ihraçlar ağırlığını korurken, yabancı para cinsinden ihraçlar da önemli bir paya sahip olmaya devam etti. Piyasanın %64'ünü Türk Lirası cinsinden ihraçlar oluştururken, ABD Doları cinsinden ihraçların payı %33 olarak kaydedildi. Kalan bölüm ise diğer para birimleri cinsinden gerçekleştirilen ihraçlardan oluştu.
Fitch Ratings, mevcut büyüme eğiliminin devam etmesi hâlinde Türkiye'nin borçlanma araçları piyasasının 2026 yılı sonunda 550 milyar ABD Doları’na ulaşacağını öngörüyor.
Raporda, borçlanma araçları piyasasının büyümesinde kamu borçlanmaları, şirket tahvili ihraçları ve finans kuruluşlarının kaynak çeşitlendirme stratejilerinin etkili olduğu ifade ediliyor. Yurt içi yatırımcı tabanının korunması ve uluslararası piyasalardan sağlanan fonlamanın sürmesi de piyasanın büyüklüğünü destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Borçlanma araçları piyasasında Türk Lirası cinsinden ihraçlar en büyük payı oluşturmaya devam ediyor. Yerel para birimiyle gerçekleştirilen ihraçlar, piyasanın yaklaşık üçte ikisini oluştururken, ABD Doları cinsinden ihraçlar ikinci sırada yer alıyor.
Son dönemde uygulanan para politikaları, finansal istikrarı desteklemeye yönelik düzenlemeler ve yatırımcı tabanının genişletilmesine yönelik çalışmalar, yerel para birimi cinsinden ihraçların gelişiminde etkili unsurlar arasında gösteriliyor. Bunun yanında, uluslararası yatırımcılara yönelik yabancı para cinsinden ihraçlar da finansman yapısının önemli bileşenlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Raporda dikkat çeken başlıklardan biri de sukuk piyasasındaki büyüme oldu. Buna göre, Türkiye'nin sukuk piyasası 2026 yılının ilk yarısında %25,8 oranında büyüyerek 41 milyar ABD Doları’nın üzerine çıktı.
Katılım finansı ürünlerine yönelik ilginin artması, kamu ve özel sektör tarafından gerçekleştirilen sukuk ihraçlarının devam etmesi ve alternatif finansman araçlarının çeşitlenmesi, bu segmentteki büyümeyi destekleyen gelişmeler arasında yer alıyor.
Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerinde, Türkiye'nin borçlanma araçları piyasasının son yıllarda ürün çeşitliliği, ihraç hacmi ve yatırımcı tabanındaki gelişmeler doğrultusunda büyümesini sürdürdüğü belirtiliyor.
Fitch Ratings'in yıl sonu beklentisi, borçlanma araçları piyasasında mevcut büyüme eğiliminin devam edeceğine işaret ederken, Türk Lirası cinsinden ihraçların ağırlığını koruması ve sukuk piyasasının büyümesini sürdürmesi, piyasanın genel görünümünü destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.
Petrol fiyatları, küresel ekonominin en önemli göstergelerinden biri olmayı sürdürüyor. Son dönemde ham petrol fiyatlarında görülen gerileme ise yalnızca arz ve talep dengesiyle değil, jeopolitik gelişmelerden üretim politikalarına, dış ticaretten küresel büyüme beklentilerine kadar birçok unsurun ortak etkisiyle şekilleniyor.
Petrol fiyatlarındaki düşüşün temel nedenlerinden biri küresel arzın yeniden artış göstermesi olarak öne çıkıyor. Özellikle OPEC+ ülkelerinin üretim kısıntılarını kademeli olarak azaltmaya başlaması ve üretim hedeflerini artırması, piyasada arz fazlası beklentisini güçlendirdi. Ağustos ayı itibarıyla üretim kotasında günlük 188 bin varillik artış kararı alınması, petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu.
Bunun yanında OPEC+ ülkeleri, piyasa koşullarına bağlı olarak üretim artışlarını durdurma veya yeniden azaltma esnekliğini koruduklarını da açıkladı. Bu yaklaşım, fiyat istikrarını koruma amacı taşısa da kısa vadede arzın genişlemesi fiyatların gerilemesine katkı sağladı.
Petrol fiyatları üzerinde jeopolitik riskler her zaman belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Son dönemde Orta Doğu'daki tansiyonun önceki aylara kıyasla azalması, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatına ilişkin endişelerin hafiflemesi ve diplomatik görüşmelerin yeniden gündeme gelmesi, piyasalardaki risk priminin gerilemesine neden oldu. Risk algısının azalmasıyla birlikte petrol fiyatlarında da aşağı yönlü hareket gözlendi.
Geçmiş dönemlerde bölgedeki çatışmalar petrol fiyatlarını hızla yukarı taşırken, mevcut süreçte arzın kesintiye uğramayacağı yönündeki beklentiler piyasanın daha dengeli hareket etmesini sağlıyor.
Küresel petrol piyasasında arz tarafındaki gelişmeler fiyatların yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri olmayı sürdürüyor. OPEC+ ülkeleri uzun süre uyguladıkları gönüllü üretim kesintilerini kademeli olarak geri çekmeye başladı. Bu süreçte yalnızca OPEC+ üreticileri değil, OPEC+ dışındaki üretici ülkeler de üretim kapasitelerini artırmaya devam ediyor.
Uluslararası Enerji Ajansı'nın değerlendirmelerine göre küresel petrol arzındaki büyüme, talep artışının üzerinde seyretmeye başladı. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Brezilya ve Guyana gibi üretici ülkelerde yeni üretim sahalarının devreye alınması küresel arzı destekleyen başlıca gelişmeler arasında bulunuyor.
Üretimdeki bu genişleme, piyasalarda arz fazlası beklentisini artırarak fiyatların aşağı yönlü hareket etmesine katkı sağlıyor.
Petrol fiyatlarının gerilemesinde yalnızca üretim artışı değil, talep görünümündeki zayıflama da etkili oluyor. Küresel ekonomik büyümenin önceki yıllara göre daha sınırlı seyretmesi, sanayi üretimindeki yavaşlama ve bazı büyük ekonomilerde enerji tüketiminin beklentilerin altında kalması talep tarafındaki baskıyı artırıyor.
Özellikle Çin ekonomisindeki büyüme hızının yavaşlaması, dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olması nedeniyle küresel petrol piyasasını doğrudan etkiliyor. Bunun yanında Avrupa'da ekonomik aktivitenin zayıf seyretmesi ve enerji verimliliğine yönelik yatırımlar da petrol talebindeki artış hızını sınırlandırıyor. Uluslararası Enerji Ajansı ile OPEC'in son raporlarında küresel talep büyümesine ilişkin beklentiler aşağı yönlü revize edildi.
Petrol, küresel dış ticaretin en stratejik ürünlerinden biri olmayı sürdürüyor. Enerji ithalatçısı ülkeler açısından petrol fiyatlarının düşmesi dış ticaret açığının azalmasına katkı sağlayabiliyor. Buna karşılık petrol ihracatçısı ülkeler için düşük fiyatlar ihracat gelirlerinde azalmaya neden olabiliyor.
Petrol fiyatlarının gerilemesi aynı zamanda lojistik, taşımacılık ve üretim maliyetlerini de etkileyerek uluslararası ticaretin genel maliyet yapısında değişikliklere yol açabiliyor. Enerji maliyetlerinin düşmesi birçok sektör açısından üretim giderlerini azaltırken, küresel enflasyon üzerinde de aşağı yönlü etki oluşturabiliyor.
Petrol fiyatları yalnızca enerji sektörünü değil, genel ekonomik görünümü de etkiliyor. Ham petrol fiyatlarının gerilemesi; ulaştırma, üretim ve lojistik maliyetlerinin azalmasına katkı sağlayabiliyor. Bu durum birçok ülkede enflasyon üzerindeki maliyet baskısının hafiflemesine destek olabiliyor.
Merkez bankalarının para politikaları açısından enerji fiyatları önemli göstergeler arasında yer alıyor. Petrol fiyatlarındaki düşüşün kalıcı olması durumunda enflasyon beklentileri üzerinde de etkiler görülebiliyor.
Önümüzdeki süreçte petrol fiyatlarının yönü; OPEC+ ülkelerinin yeni üretim kararları, küresel ekonomik büyüme görünümü, enerji talebindeki değişim, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere büyük üretici ülkelerin arz politikaları ve Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelere bağlı olarak şekillenmeye devam edecek.
Küresel piyasalarda arzın güçlü kalması ve talep artışının sınırlı seyretmesi durumunda petrol fiyatları üzerindeki baskının sürmesi beklenirken, olası jeopolitik riskler veya beklenmeyen arz kesintileri fiyatlarda yeniden yukarı yönlü hareketlere neden olabilecek temel unsurlar arasında değerlendiriliyor.
Türk Hava Yolları (THYAO), 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı.
Havayolunun toplam kapasitesi çeyrek dönem bazında yıllık %1,5 oranında artarken, doluluk oranı 1,8 puan yükseldi. Yolcu sayısının yatay seyretmesine rağmen, yolcu başına hasılat yıllık bazda %11, kargo birim hasılatı ise %54 oranında arttı. Bu gelişmeler doğrultusunda, şirketin cirosu genel olarak beklentilerle uyumlu gerçekleşti.
Toplam AKKM yıllık %36 arttı. Yakıt AKKM %91 yükselirken, yakıt hariç AKKM %16 arttı. Her iki maliyet kalemi de beklentilerimizi aştı. Yakıt AKKM için yaklaşık %80 artış öngörürken, yakıt hariç maliyetlerdeki negatif sapmanın temel nedeni bakım ve onarım giderlerindeki yaklaşık %30'luk artış oldu.
Artan maliyet baskısı nedeniyle FAVÖK, beklentimizin %30 altında gerçekleşerek 231,3 milyar TL olarak açıklandı. Beklenenden zayıf gerçekleşen FAVÖK performansına paralel olarak net kâr da beklentimizin %36 altında kaldı.
Şirket, net kârını 8,9 milyar TL olarak açıkladı.
Hissenin performansı petrol fiyatlarına oldukça duyarlı olmakla birlikte, jet yakıtı kaynaklı maliyet baskısının 3Ç'de ve muhtemelen 4Ç'de de devam etmesi beklenmektedir. Zira jet crack marjları, petrol fiyatlarındaki %20'lik düşüşe karşın yalnızca 2Ç ortalamasının %5 altında seyretmektedir.
Bu doğrultuda, şirketin güçlü büyüme beklentilerine rağmen, operasyonel tarafta gözlenen görece zayıf performansın önümüzdeki çeyreklerde de devam etmesi muhtemeldir.
Ford Otosan (FROTO), 2026 yılının ikinci çeyreğinin finansal sonuçlarını açıkladı.
Şirketin gelirleri yıllık bazda %14 gerileyerek zayıf bir çeyreğe işaret etti. Bu daralma hem yurt içi hem de uluslararası pazarlarda satış hacimlerindeki düşüşten kaynaklandı.
Yurt içi satış hacimleri yıllık bazda %18 azalırken, uluslararası satış hacimleri %4 geriledi. Üretim tarafında ise kapasite kullanım oranı Gölcük ve Craiova fabrikalarında düşüş gösterirken, Yeniköy ve Eskişehir fabrikaları bu görünümden ayrıştı.
İkinci çeyrekte kârlılık tarafında tüm marjlarda daralma görüldü. Brüt kâr, FAVÖK ve net kâr marjları yıllık bazda sırasıyla %15, %34 ve %36 geriledi.
Satış hacimlerindeki düşüşe ek olarak, yurt içinde kârlılığı baskılayan temel unsur devam eden yoğun rekabet nedeniyle uygulanan fiyatlama zorlukları oldu. Yurt dışı pazarda ise EUR/TRY kurundaki sınırlı değer kazancına karşılık enflasyon kaynaklı maliyet baskıları kârlılığı olumsuz etkiledi.
Şirketin ikinci çeyrek net kârı 4,4 milyar TL olarak açıklanırken, 3,4 milyar TL seviyesindeki piyasa beklentisini aştı. Ayrıca net kâr marjı da ertelenmiş vergi gelirlerinin katkısıyla piyasa beklentisinin 0,3 puan üzerinde gerçekleşti.
Finansal sonuçların ardından şirket, 2026 yılına ilişkin beklentilerini aşağı yönlü revize etti.
Yılın başında gelir büyümesinin yatay seyretmesi beklenirken, ikinci çeyrek sonuçlarının ardından artık orta ila yüksek tek haneli bir gelir daralması öngörülüyor.
Bununla birlikte, yurt içi pazardaki zayıf görünüm nedeniyle yurt içi perakende satış hacmi beklentisi de 90–100 bin adet aralığından 75–85 bin adet aralığına düşürüldü.
Aselsan (ASELS), 2026 yılının ikinci çeyreğinde güçlü ciro büyümesi, beklentilerin üzerinde operasyonel kârlılık ve artan sipariş hacmiyle dikkat çekici finansal sonuçlar açıkladı. İhracatın toplam gelirler içindeki payındaki artış, yüksek teknoloji ürünlerinin marjlara olumlu katkısı ve rekor seviyeye ulaşan sipariş bakiyesi şirketin uzun vadeli büyüme görünümünü desteklemeye devam ediyor. Açıklanan sonuçlar, yıl geneline ilişkin büyüme beklentileriyle uyumlu bir tablo ortaya koyarken, güçlü marj performansı yukarı yönlü potansiyeli de beraberinde getiriyor.
Aselsan'ın ikinci çeyrek cirosu, ABD Doları bazında yıllık %49 artış kaydederek güçlü büyümesini sürdürdü.
İhracat tarafında da dikkat çekici bir gelişme yaşandı.
İhracatın toplam ciro içindeki payı;
Artan uluslararası satışlar, şirketin gelir yapısını daha dengeli hale getirirken küresel savunma sanayi pazarındaki konumunu da güçlendirmeye devam ediyor.
İkinci çeyreğin en önemli gelişmelerinden biri güçlü yeni sipariş performansı oldu.
Şirket, 3,6 milyar ABD Doları tutarında yeni sipariş aldı.
Bunun sonucunda; bekleyen işlerin hasılata dönüşme oranı 1,6x'ten 2,5x'e yükseldi.
Toplam bakiye sipariş tutarı;
Bu görünüm, önümüzdeki yıllara ilişkin gelir görünürlüğünü önemli ölçüde artırıyor.
Operasyonel tarafta Aselsan güçlü marj yapısını korumayı başardı.
FAVÖK marjı;
Beklentimiz marjların ilk çeyrek seviyelerinde korunması yönündeydi. Ancak yüksek teknoloji ürünlerinin satışlar içerisindeki payının artması operasyonel kârlılığı beklentilerin üzerine taşıdı.
Bunun sonucunda FAVÖK, kurum tahminimizin %17 üzerinde gerçekleşti.
Şirketin güçlü operasyonel performansına rağmen yatırım harcamaları nakit akışı üzerinde etkili oldu.
İkinci çeyrekte, 408 milyon ABD Doları tutarında sermaye harcaması gerçekleştirildi.
Bu yatırımların önemli bölümü, ilk fazının bu çeyrek içerisinde devreye alınması beklenen Oğulbey Teknoloji Üssü yatırımlarından kaynaklandı.
Bunun sonucunda; serbest nakit akışı 216 milyon ABD Doları negatif gerçekleşti.
Net borç; 497 milyon ABD Doları’ndan 726 milyon ABD Doları’na yükseldi.
Operasyonel taraftaki güçlü performans net kâra da olumlu yansıdı.
Şirketin net kârı; kurum tahminimizin %29 üzerinde gerçekleşti.
Net kârı destekleyen başlıca gelişmeler şunlar oldu:
Öte yandan kurumlar vergisi oranındaki değişiklik nedeniyle ertelenmiş vergi hesaplamalarının yarattığı 51 milyon ABD Dolarlık negatif etki, net kâr üzerindeki baskıyı sınırlı tuttu.
Aselsan, yılın ilk yarısında ABD doları bazında %47 FAVÖK büyümesi elde ederek yıl sonuna ilişkin beklentiler doğrultusunda ilerlemeye devam ediyor.
Şirket için öne çıkan beklentiler:
İlk yarı itibarıyla bu hedefin %45'i gerçekleşmiş durumda.
Özellikle yılın son çeyreğinin mevsimsel olarak en güçlü dönem olmaya devam etmesi bekleniyor.
Şirketin cirosu ABD Doları bazında yıllık %49 artış gösterdi.
Toplam bakiye sipariş tutarı 2026 ilk yarısı sonunda 23,2 milyar ABD Doları’na yükseldi.
FAVÖK marjı %27 seviyesine yükselerek beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
Oğulbey Teknoloji Üssü yatırımları kapsamında yapılan yüksek sermaye harcamaları nedeniyle net borç 726 milyon ABD Doları’na yükseldi.
Artan sipariş hacmi, güçlü ihracat performansı ve yüksek büyüme potansiyeli nedeniyle Endeks Üstü Getiri tavsiyesi korunuyor.