QNB Invest Odak - QNB Araştırma

QNB Araştırma 6 Ağustos Perşembe
QNB Invest Odak •
Altın Neden Yükseliyor? Fiyatları Etkileyen Küresel ve Ekonomik Dinamikler

Altın fiyatları son dönemde küresel piyasalarda yeniden güçlü bir yükseliş eğilimine girdi. Jeopolitik gerilimin gevşemesine dair iyimserlik, ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırım beklentilerini törpülemesi, Dolar Endeksi'nde geri çekilmeye ve yatırımcıların güvenli liman arayışı, altın fiyatlarının yönünü belirleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.



Altın Fiyatlarında Son Dönemde Yaşanan Yükseliş

Ağustos ayının ilk haftasında ons altın üst üste dört işlem gününde değer kazanarak yaklaşık yedi haftanın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Aynı dönemde gram altın da uluslararası piyasalardaki yükselişin etkisiyle tarihi yüksek seviyelerine yakın işlem gördü.

Piyasalardaki yükseliş yalnızca jeopolitik risklerin gevşemesine yönelik iyimser beklentilerden kaynaklanmıyor. Küresel ekonomiye ilişkin değişen enflasyon beklentileri, merkez bankalarının para politikaları ve yatırımcı davranışları da altın fiyatlarının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.

ABD Dolar Endeksi'ndeki Gerileme Altını Destekliyor

Altın ile ABD Doları arasında uzun yıllardır ters yönlü bir ilişki bulunuyor. ABD Dolar Endeksi'nin zayıflaması, dolar cinsinden fiyatlanan altının diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından daha ulaşılabilir hâle gelmesini sağlıyor. Bu durum uluslararası talebin artmasına katkıda bulunuyor.

Bunun yanında ABD tahvil getirilerindeki gerileme de yatırımcıların alternatif yatırım araçları yerine altına yönelmesini destekleyen faktörlerden biri olarak öne çıkmakta.

FED'in Faiz Beklentileri Neden Önemli?

Altın, faiz getirisi olmayan bir yatırım aracı olduğu için merkez bankalarının faiz politikalarından doğrudan etkileniyor. Faizlerin yükselmesi veya yükselmeye devam edeceği beklentisi, yatırımcıların faiz getirisi sunan varlıklara yönelmesine neden olabiliyor.

Son dönemde açıklanan ekonomik veriler, ABD ekonomisinde istihdam artışının yavaşladığına işaret etti. Özellikle özel sektör istihdam verilerinin beklentilerin altında kalması, FED'in faiz artırımlarına ilişkin beklentilerin zayıflamasına neden oldu.

Faiz artışı ihtimalinin azalması ise altın fiyatlarını destekleyen en önemli gelişmelerden biri olarak değerlendiriliyor.

Orta Doğu'daki Diplomatik Gelişmeler ve Hürmüz Krizi Altın Fiyatlarını Nasıl Etkiliyor?

Son haftalarda Orta Doğu'da diplomatik girişimlerin hız kazanması piyasalarda yakından takip ediliyor. Özellikle İran ile Umman arasında yürütülen diplomatik temaslar ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin çözüm arayışları, enerji piyasalarında fiyatlamaları etkileyen gelişmeler arasında bulunuyor.

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olduğu için bölgede yaşanan gelişmeler yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel finans piyasalarını da etkiliyor. Boğazdaki gerilimin azalabileceğine yönelik beklentiler petrol fiyatları üzerindeki baskının hafiflemesine neden olabiliyor. Petrol fiyatlarının gerilemesi ise enerji kaynaklı enflasyon risklerinin düşebileceği beklentisini güçlendiriyor. İran ile Umman'ın boğazdan geçecek bir nakliye koridoru konusunda anlaşmaya varması, Ortadoğu'dan enerji akışının artabileceği beklentisini güçlendirmekte. Bu gelişme petrol fiyatlarında düşüşe neden olurken, piyasalarda enflasyon ve faiz görünümüne ilişkin endişelerin azalmasına katkı sağlıyor.

Enflasyon baskısının azalması, merkez bankalarının faiz artırma ihtiyacını azaltabileceği yönündeki beklentileri destekliyor. Bu zincirleme etki sonucunda altın yatırımcıları açısından daha olumlu bir görünüm oluşabilir.

Jeopolitik Riskler Altında Önemli Midir?

Jeopolitik gelişmeler çoğu zaman yatırımcıların güvenli liman olarak görülen altına yönelmesini sağlıyor. Ancak bu ilişkinin her zaman aynı yönde işlemediği görülmekte. Gerilimlerin petrol fiyatlarını sert şekilde yükseltmesi durumunda küresel enflasyon beklentileri güçlenebiliyor. Böyle bir senaryoda merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutacağı beklentisi oluşabiliyor. Bu da altın üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Buna karşılık diplomatik ilerleme sayesinde petrol fiyatlarının gerilemesi ve faiz artışı beklentilerinin zayıflaması, altın fiyatlarını destekleyebiliyor. Bu nedenle jeopolitik gelişmelerin altına etkisi tek başına değerlendirilmiyor; petrol fiyatları, enflasyon beklentileri ve para politikalarıyla birlikte ele alınıyor.

Yatırım Fonlarının Altına İlgisi Yeniden Artıyor

Altın fiyatlarında yaşanan son yükselişte yatırım fonlarının pozisyonları da dikkat çekiyor. Son aylarda borsa yatırım fonlarından gerçekleşen satışların yavaşlaması ve yatırımcı talebinin yeniden güçlenmesi, fiyatların toparlanmasını destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor.

Küresel ölçekte merkez bankalarının altın rezervlerini artırmaya devam etmesi de orta ve uzun vadede altın talebini destekleyen gelişmeler arasında yer alıyor.

Gram Altın Neden Ons Altından Farklı Hareket Edebiliyor?

Türkiye'de gram altının fiyatı yalnızca ons altına bağlı olarak değişmiyor. Gram altının hesaplanmasında uluslararası ons altın fiyatı ile ABD Doları/Türk Lirası kuru birlikte belirleyici oluyor. Bu nedenle ons altının yatay seyrettiği dönemlerde kurdaki yükseliş gram altının değer kazanmasına neden olabiliyor. Benzer şekilde ons altın yükselirken döviz kurunun sabit kalması da gram altın fiyatlarının artmasını sağlayabiliyor.

Hem ons altındaki yükseliş hem de kurdaki artışın aynı döneme denk gelmesi durumunda gram altındaki yükseliş daha belirgin hâle gelmekte.

İkon-ok
QNB Araştırma 6 Ağustos Perşembe
QNB Invest Odak •
THY Trafik Raporu: Yolcu Trafiği Büyümeyi Sürdürürken İlk Yarı Finansal Sonuçları Açıklandı

Türk Hava Yolları, 2026 yılına ilişkin operasyonel ve finansal verilerini açıklamayı sürdürdü. Şirketin yayımladığı trafik verileri ile yılın ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlar, yolcu ve kargo taşımacılığındaki büyümenin devam ettiğini ortaya koydu.

Mayıs Ayında Yolcu Sayısı 7,9 Milyonu Aştı

Türk Hava Yollarının açıkladığı aylık trafik verilerine göre, Mayıs 2026 döneminde toplam yolcu sayısı 7,9 milyon olarak gerçekleşti. Bu dönemde yurt içi yolcu sayısı 2,7 milyon yurt dışı yolcu sayısı ise 5,1 milyon oldu.

Mayıs ayında yolcu doluluk oranı %84 olarak kaydedilirken, Arz Edilen Koltuk Kilometre 23 milyon seviyesine ulaştı. Aynı dönemde taşınan kargo ve posta miktarı ise 203 bin ton olarak gerçekleşti.

Ocak-Mayıs Döneminde Yolcu Sayısı %7,3 Arttı

Yılın ilk beş aylık dönemine ilişkin verilere göre Türk Hava Yolları toplam 36,4 milyon yolcu taşıdı. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 34 milyon seviyesinde bulunurken, böylece yolcu sayısında %7,3 artış kaydedildi.

Aynı dönemde Arz Edilen Koltuk Kilometre büyümesi %6,5 oldu. Yurt dışı yolcu sayısı %7,7 artışla 24,1 milyona yükselirken, yurt içi yolcu sayısı %6,3 artışla 12,3 milyon olarak gerçekleşti.

Toplam kargo taşımacılığı da büyümesini sürdürdü. Ocak-Mayıs döneminde taşınan toplam kargo ve posta miktarı %13,5 artış göstererek 955 bin tona ulaştı.

Bölgesel Yolcu Dağılımında Farklı Eğilimler Görüldü

Ocak-Mayıs döneminde bölgesel yolcu verileri farklı performanslar ortaya koydu. Orta Doğu hattında, Nisan ve Mayıs aylarında görülen gerilemenin etkisiyle yolcu sayısı %20 azaldı.

Diğer bölgelerde ise artış devam etti. Uzak Doğu hatlarında yolcu sayısı %23,4, Afrika hatlarında %16,8 ve Avrupa hatlarında %11,1 artış gösterdi.

İlk Yarıda Satış Gelirleri 585,1 Milyar Türk Lirasına Ulaştı

Şirketin konsolide satış gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre %43 artarak 585 milyar 69 milyon Türk Lirası’na yükseldi. Aynı dönemde konsolide net kâr 18,9 milyar Türk Lirası olarak gerçekleşti. Geçen yılın ilk altı ayında şirketin net kârı 25,1 milyar Türk Lirası seviyesinde bulunuyordu.

Toplam Varlıklar ve Net Borçta Artış Kaydedildi

2026 yılının ilk yarısı itibarıyla Türk Hava Yolları’nın toplam varlıkları, yılın ilk çeyreğine göre %9 artış göstererek 2,3 trilyon Türk Lirası’na ulaştı.

Aynı dönemde şirketin net borcu ise %17 artışla 620,3 milyar Türk Lirası olarak açıklandı.

Operasyonel Büyüme Devam Ediyor

2026 yılına ait trafik verileri, Türk Hava Yollarının yolcu ve kargo operasyonlarında büyümenin sürdüğünü gösteriyor. Yurt içi ve yurt dışı yolcu sayılarındaki artışın yanı sıra kapasite ve kargo taşımacılığındaki yükseliş de yılın ilk beş ayında operasyonel faaliyetlerin genişlemeye devam ettiğini ortaya koydu.

Yılın ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarda ise satış gelirlerinde artış kaydedilirken, şirketin bilançosunda toplam varlıklar ve net borç kalemlerinde yükseliş gerçekleşti.

İkon-ok
QNB Araştırma 6 Ağustos Perşembe
QNB Invest Odak •
Türkiye 2Ç26'da 15,7 Milyar ABD Doları Turizm Cirosu Elde Etti

BIST 100 günü yatay tamamladı. Günlük bazda bankacılık endeksi %1,3 geriledi, sanayi endeksi de %1,7 arttı. Diğer sektör endekslerinde günün en güçlü performansı %2,3 yükselen halka arz endeksinden geldi. Model portföyümüz de BIST 100'ün üzerinde %0,7 relatif getiri sağlamıştır.

Ekonomi ve Siyaset Haberleri

  • Türkiye'nin 2026 yılı ikinci çeyrek turizm cirosu 15,7 milyar ABD Doları olarak gerçekleşti Türkiye, 2026 yılı ikinci çeyreğinde 15,8 milyon turist ağırlayarak 15,7 milyar ABD Doları turizm cirosu elde etti. Enflasyonun etkisiyle giyim ve hediyelik eşya harcamaları sırasıyla %22 ve %14 azalırken, sağlık harcamaları %11 artarak 834 milyon ABD Doları'na ulaştı. Turistlerin alışverişten kaçınarak zorunlu ve sağlık harcamalarına yöneldiği görüldü.
  • TCMB'nin sıkı para politikası, piyasadan 1 trilyon Türk Lirası'nın üzerinde para çekerek likiditeyi daralttı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, temmuz ayında piyasadan 1 trilyon Türk Lirası'nın üzerinde para çekerek sıkı para politikasını sürdürdü. Net fonlama negatif seyrederken, ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti %40'ta kaldı. Bu durum, Kapalıçarşı ve reel sektörde Türk Lirası likiditesi sıkıntısına yol açarken, ticari aktivitenin yavaşlamasına neden oldu.
  • BDDK, kalkınma ve yatırım bankalarının kredi sınırlarını sıkılaştırarak ana sermayeye oranını %30'a düşürdü BDDK'nın yeni düzenlemesine göre, kalkınma ve yatırım bankalarının bir kişiye veya risk grubuna kullandırabileceği kredilerin ana sermayeye oranı %40-60 aralığından %30'a düşürüldü. Bankanın dahil olduğu risk grubuna yönelik kredi sınırı ise %35-55 aralığından %25'e çekildi. Aşım durumunda, bireysel/grup aşımları 1 Nisan 2027'ye, bankanın risk grubuna yönelik aşımlar ise 1 Ekim 2026'ya kadar giderilmeli.


Şirket Haberleri


  • EBEBK Temmuz 2026 ziyaretçi sayılarını açıkladı Şirket, Temmuz 2026 mağaza ve ebebek.com ziyaretçi sayılarını açıkladı. Temmuz 2026'da mağaza ziyaretçi sayısı 4,97 milyon, ebebek.com ziyaretçi sayısı 11 milyon olarak gerçekleşti. 2026 yılının ilk yedi ayında mağaza ziyaretçi sayısı 34,1 milyon, ebebek.com ziyaretçi sayısı ise 85,1 milyon oldu.
  • TTKOM 2026 ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı Şirket, 2026 ikinci çeyrek konsolide finansal ve operasyonel sonuçlarını duyurdu.
  • DESA 40 milyon Türk Lirası sermayeli yeni iştirak kurdu Şirket, biomateryal faaliyetleri için 40 milyon Türk Lirası sermayeli "Nuera Biofabrikasyon Sanayi ve Ticaret A.Ş." unvanlı %100 bağlı ortaklık kurma kararı aldı.
  • AVGYO, Joy Hotel Batumi Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı JSC'nin satın alan şirket unvanında düzeltme yaptı Şirket, 11 Mart 2026 tarihli önceki açıklamasında, Joy Hotel Batumi Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı JSC'yi satın alan şirketin unvanının sehven hatalı yazıldığını belirtti. Doğru şirketin ünvanı 'Metro Atlas Georgia JSC' olarak düzeltilmiştir.
  • GMTAS Gimat Arena 2. Etap Projesi'nde önemli ilerleme kaydetti Şirket, Gimat Arena 2. Etap Projesi inşaat faaliyetlerinde önemli ilerleme kaydettiğini duyurdu. B1 ve B2 blokların betonarme imalatları tamamen tamamlandı, ortak alan imalatlarında önemli ölçüde ilerleme sağlandı. B1 blokta cephe, alüminyum doğrama ve cam imalatları tamamlandı. Projede yürüyen merdiven montajı tamamlandı, panoramik asansör dışında asansör imalatları tamamlandı ve otopark alanları kullanıma hazır hale getirildi. B2 blok cephe ve doğrama imalatları ile ofis katlarına ilişkin ince işler devam etmektedir. Yeni bağımsız bölümlere ilişkin kat irtifakı kuruldu ve tapular teslim alındı. Doğalgaz ve enerji bağlantılarına ilişkin ilgili kurum süreçleri devam etmekte.
  • DCTTR 160,2 milyon Türk Lirası tutarında buğday satışı gerçekleştirdi Şirket, yurt içi bir alıcıya toplam 160,2 milyon Türk Lirası tutarında buğday satışı gerçekleştirdi.
  • KRGYO'nun Sarıyer'deki arazisine kamulaştırmasız el atılması davasında Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozdu Şirketin İstanbul Sarıyer'deki arazisinin bir kısmına kamulaştırmasız el atılmasına ilişkin davada, Bölge Adliye Mahkemesi yerel mahkeme kararını bozdu. Mahkeme, bilirkişi incelemesindeki eksiklikler ve Hazine adına tescil gerekliliği gibi nedenlerle dosyayı yeniden görülmesi için mahkemesine iade etti.
  • BOBET 700 milyon Türk Lirası tutarında hazır beton tedarik sözleşmesi imzaladı Şirket, Ram And Sons İnşaat ve Dış Tic. A.Ş. ile Rams Ayazağa Projesi kapsamında 700 milyon Türk Lirası tutarında hazır beton üretimi ve tedariki sözleşmesi imzaladığını bildirdi.
  • Bilanço Değerlendirmesi – KCAER Şirketin satış hacmi yıllık bazda %4,3 artarken, çeyreklik bazda %18 toparlandı ve beklentilere büyük ölçüde paralel gerçekleşti. Katma değerli ürünlerin toplam satışlar içindeki payı %45,1’den %50,5’e yükseldi. Ancak ABD Doları bazında birim satış fiyatlarının yıllık %3,5 gerilemesi, ciro tarafında hafif bir sapmaya neden oldu. FAVÖK/ton, bir önceki çeyrekteki 114 ABD Doları’ndan 125 ABD Doları’na yükseldi. Şirket, son üç çeyrektir devam eden güçlü toparlanma eğilimini korurken, ABD sevkiyatlarının bulunmamasına rağmen 110 ABD Doları/ton seviyesinin üzerinde kalmayı başardı ve borsada işlem gören çelik şirketlerinin çoğundan daha iyi performans gösterdi. Birim nakit maliyetlerde çeyreklik bazda görülen %9’luk düşüş, operasyonel iyileşmenin temel nedeni oldu ve FAVÖK/ton beklentimizin hafif üzerinde gerçekleşti. İşletme sermayesi ihtiyacı 5,2 milyon ABD Doları azalırken, net yatırım harcamalarının negatif gerçekleşmesi nakit pozisyonunu destekledi ve finansal borçların azalmasına katkı sağladı. Buna rağmen net borç, 2026 ilk çeyrekteki 66 milyon ABD Doları’ndan 2026 ilk yarı sonunda 68 milyon ABD Doları’na yükseldi. Artan faiz maliyetleri nedeniyle net finansal giderler yükselirken, faaliyet dışı giderlerde de artış görüldü. Bununla birlikte, beklentilerin üzerinde gerçekleşen FVÖK performansı ile birlikte, kurumlar vergisi oranındaki değişiklik ve ertelenmiş vergi karşılıklarının iptalinden kaynaklandığı düşünülen 311 milyon Türk Lirası tutarındaki ertelenmiş vergi geliri, net kârı destekledi. Sonuç olarak net kâr beklentilerin %120 üzerinde gerçekleşti. Finansal sonuçların ardından şirket, ağırlıklı olarak ihracat siparişlerinden oluşan toplam 61,4 milyon ABD Doları tutarında profil siparişi aldığını açıkladı. Bu tutar, şirketin 2025 yılı cirosunun yaklaşık %11’ine karşılık geliyor. ABD sevkiyatlarının olmamasına rağmen sektör ortalamasının üzerinde FAVÖK/ton seviyesini koruyabilmesini olumlu değerlendiriyoruz. Şirketin ABD’de şirket kurma kararının da desteğiyle, ABD satışlarında olası bir toparlanma uzun vadeli indirgenmiş değerini daha da güçlendirebilir. Hisse, 2026 tahmini EV/FAVÖK çarpanına göre 7,7x seviyesinde işlem görüyor. Enerji yatırımları, coğrafi olarak çeşitlendirilmiş faaliyet yapısı ve yeşil çelik teması sayesinde şirketi uzun vadeli yatırımcılar için öne çıkarmaya devam ediyoruz. Yönetim, bugün İstanbul saati ile 15.00’te bir yatırımcı telekonferansı düzenleyecek.
  • Bilanço Değerlendirmesi – AKCNS Şirketin toplam çimento satış hacmi yıllık bazda %9,5, hazır beton satış hacmi ise Marmara Bölgesi’ndeki güçlü iç talebin desteğiyle %27,7 arttı. Ortalama satış fiyatlarındaki yaklaşık %27,4’lük yıllık artış enflasyonun altında kalmasına rağmen, ciro 2026 ikinci çeyrekte yıllık %9,3 artarak 7,7 milyar Türk Lirası’na ulaştı ve piyasa beklentileriyle büyük ölçüde uyumlu gerçekleşti. Cirodaki büyüme ağırlıklı olarak hazır beton segmentinden kaynaklandı; bu segmentin cirosu yıllık bazda %22 arttı. Operasyonel tarafta ise FAVÖK, yıllık bazda %64 düşerek 340 milyon Türk Lirası’na geriledi. Bu düşüşün temel nedeni, Heidelberg Materials’ın raporlama standartlarının ilk kez uygulanmasına bağlı konsolidasyon uyum düzeltmesi oldu. Ayrıca, büyük olasılıkla artan enerji maliyetlerinden kaynaklanan satılan malın maliyetindeki yıllık %19,5’lik artış da operasyonel kârlılığı olumsuz etkiledi. Bunun sonucunda FAVÖK marjı, 2025 ikinci çeyrekteki %13 seviyesinden 2026 ikinci çeyrekte %4’e geriledi. Net kâr ise zayıf operasyonel performans nedeniyle yıllık bazda %26 azalarak 251 milyon Türk Lirası oldu. Buna karşın, daha düşük finansman giderleri ve 495 milyon Türk Lirası tutarındaki ertelenmiş vergi geliri, operasyonel kârlılıktaki bozulmayı kısmen telafi etti. Şirketin bilançosu, 2026 ikinci çeyrek itibarıyla net nakit pozisyonundan 446 milyon Türk Lirası net borç pozisyonuna geçti. Değerleme açısından bakıldığında, hisse 12,8x EV/FAVÖK çarpanıyla işlem görmekte olup, yurt içi benzer şirket ortalamasına göre yaklaşık %47 primli işlem görmekte.
  • Bilanço Değerlendirmesi – PETKM Petkim’in brüt üretimi yıllık bazda %12 artarak 624 bin tona yükselirken, toplam kapasite kullanım oranı 2Ç25’teki %60 seviyesinden 2Ç26’da %66’ya çıktı. Satış hacmi yıllık bazda %11 artışla 584 bin tona ulaşırken, net satışlar karşılaştırılabilir ABD Doları bazında %39 artarak 782 milyon ABD Doları, diğer bir ifadeyle 36,4 milyar TL olarak gerçekleşti. İhracatın toplam gelirler içindeki payı %43’ten %48’e yükselirken, AB ülkelerinin ihracat satışları içindeki payı %80’den %89’a çıktı. FAVÖK, 2Ç25’teki negatif seviyeden 2Ç26’da 73,4 milyon ABD Dolarına yükselirken, FAVÖK marjı %9 olarak gerçekleşti. Petkim marjı, arz kaynaklı kesintiler ile polimer, aromatik ve sıvı ürün gruplarındaki marj artışlarının desteğiyle yıllık bazda %49 artarak ton başına 330 ABD Dolarından 492 ABD Dolarına çıktı. Ticari faaliyetlerden elde edilen brüt kâr, 18,4 milyon ABD Dolarına ulaşarak enflasyon muhasebesinin uygulanmaya başlanmasından bu yana en güçlü performansını kaydetti. Operasyonel toparlanma net kâra da yansıdı. Şirket, 2Ç25’te kaydettiği faaliyet zararına karşılık 2Ç26’da 1,35 milyar TL faaliyet kârı elde ederken, geçen yılın aynı dönemindeki net zarara kıyasla 4,08 milyar TL net kâr açıkladı. Ana faaliyetlerdeki iyileşmeye ek olarak net kâr; özkaynak yöntemiyle muhasebeleştirilen STAR Rafineri’den gelen 35 milyon ABD Doları katkı, 4,15 milyar TL parasal kazanç ve 1,38 milyar TL ertelenmiş vergi geliriyle desteklendi. Yönetim, enflasyon muhasebesi etkisi dâhil olmak üzere 2026 yılı için yaklaşık 100 milyon ABD Doları FAVÖK öngörüsünde bulundu. Söz konusu öngörü; Petkim marjının yıl genelinde ortalama ton başına 402 ABD Doları, yılın ikinci yarısında ise yaklaşık 409 ABD Doları seviyesinde gerçekleşeceği varsayımına dayanıyor. Üretim ve satış hacimlerinin ise sırasıyla 2,6 milyon ton ve 2,1 milyon ton olması bekleniyor. Yatırım harcaması öngörüsü, ağırlıklı olarak bakım yatırımlarından oluşmak üzere yaklaşık 100 milyon ABD Doları olarak belirlendi. Yönetim ayrıca yılın ikinci yarısında kapasite kullanım oranının %60–65 aralığında, ortalama Brent petrol fiyatının ise varil başına yaklaşık 80 ABD Doları seviyesinde olacağını varsayıyor. FAVÖK öngörüsü, ürün fiyatlarının 2026 yılının ikinci yarısında kademeli olarak normalleşeceği beklentisini de içeriyor.
  • Bilanço Değerlendirmesi – BRISA Şirketin satış tonajı çeyrekte yıllık bazda sınırlı şekilde %3 geriledi. Güçlü seyreden ticari talebin desteğiyle, görece daha yüksek kârlılığa sahip yurt içi yenileme pazarı satış tonajı %9 artarak orijinal ekipman satışlarındaki %35’lik düşüşü telafi ederken, Bridgestone satışlarındaki %11’lik artışa rağmen uluslararası segmentte toplam satış tonajı %2 daraldı. Ton başına gelir hem çeyreklik hem de yıllık bazda büyük ölçüde yatay seyrederken, tüm ciro göstergeleri beklentilerimizle uyumlu gerçekleşti. FAVÖK marjı çeyreklik bazda iyileşerek %15,9’a yükseldi ve %13,5 seviyesindeki beklentimizin üzerinde gerçekleşti. Marjdaki olumlu sapmanın, çeyrek boyunca hammadde fiyatlarındaki artışın beklenenden daha sınırlı negatif etki yaratmasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Söz konusu maliyet etkisi, gecikmeli yansıma nedeniyle 3Ç26 operasyonel sonuçlarında daha görünür hâle gelebilir. 2Ç25’teki düşük baz etkisinin de katkısıyla şirketin FAVÖK üretimi reel olarak %60 artarken, beklentimizin %16 üzerinde gerçekleşti. Şirketin işletme faaliyetlerinden nakit akışı bir çeyrek daha güçlü seyrini koruyarak çeyreklik bazda %40 artışla 2,2 milyar TL’ye ulaştı. İşletme sermayesi ihtiyacındaki iyileşme de 1,0 milyar TL’lik pozitif katkıyla nakit akışı performansını destekledi. Buna bağlı olarak serbest nakit akışı çeyrekte 1,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Net borç seviyesi ise 1Ç26 sonundaki 4,9 milyar TL’den bu çeyrekte 4,6 milyar TL’ye geriledi. Güçlü FVÖK performansına rağmen şirketin, çeyrek içinde Rekabet Kurulu cezasına ilişkin 372 milyon TL karşılık ayırdığını hatırlatmak isteriz. Parasal kazançlar ise önceki çeyrekteki 543 milyon TL seviyesine kıyasla 125 milyon TL olarak gerçekleşti. Ayrıca şirket, çeyrek içinde kurumlar vergisi oranında yapılan değişikliğin ardından bazı ertelenmiş vergi kalemlerinin ters çevrilmesi nedeniyle 764 milyon TL ertelenmiş vergi geliri kaydetti. Sonuç olarak net kâr, hem bizim hem de piyasa beklentilerinin altında kaldı. Bununla birlikte söz konusu sapmanın şirketin operasyonel performansıyla ilişkili olmadığını değerlendiriyoruz. Önümüzdeki çeyrekte şirketin dirençli satış performansında önemli bir bozulma beklemiyoruz. Yüksek hammadde maliyetlerinin etkisi marjlarda sınırlı bir aşınmaya yol açabilecek olsa da şirketin, küresel benzerlerinin aksine, marjlarını sürdürülebilir seviyelerde koruma konusundaki başarılı geçmişi dikkate alındığında belirgin bir bozulma öngörmüyoruz. 2026 tahminlerimize göre hisse, 5,5x seviyesindeki küresel benzer şirket ortalamasına kıyasla 3,8x FD/FAVÖK çarpanıyla iskontolu işlem görüyor. BIST Sanayi şirketleri arasında belirgin şekilde ayrışan dirençli operasyonel performansıyla birlikte değerlendirildiğinde, mevcut çarpan iskontosunu gerekçesiz buluyoruz. Diğer taraftan, hisseye yönelik piyasa algısının destekleyici haber akışıyla yeniden güçlenebileceğini kabul etmekle birlikte, özellikle otomotiv pazarındaki zayıf dinamikler göz önüne alındığında mevcut ortamın değerleme iskontosunun kısa vadede kapanmasını geciktirebileceğini düşünüyoruz. Buna rağmen temel görünüm açısından hisse için Endeks Üzeri Getiri tavsiyemizi koruyoruz. Yönetim bugün İstanbul saatiyle 16.00’da bir telekonferans düzenleyecek.

 

Piyasa verileri, Günlük işlem hacimleri, Düzenleyici kurum bildirimleri, Hisse geri alımları, Analist toplantıları Açıklanması beklenen bilançolar, Açıklanan bilançolar ve daha fazlasına link üzerinden ulaşabilirsiniz: https://qnbinvest.com.tr/download/links/qnb-invest-arastirma-bulteni-06082026.pdf


İkon-ok
QNB Araştırma 5 Ağustos Çarşamba
QNB Invest Odak •
Türkiye'nin Borçlanma Araçları Piyasası 2026 Yılının İlk Yarısında Büyümesini Sürdürdü

Fitch Ratings tarafından yayımlanan değerlendirmeye göre, Türkiye'nin borçlanma araçları piyasası 2026 yılının ilk yarısında büyümesini sürdürdü. Kuruluş, yıl sonuna kadar piyasa büyüklüğünün 550 milyar ABD Doları seviyesine ulaşabileceğini öngörüyor.



Borçlanma Araçları Piyasasında İlk Yarı Performansı

Fitch Ratings verilerine göre, Türkiye'nin borçlanma aracı ihraçlarının 2026 yılının ilk altı ayında %9 oranında büyüyerek 516 milyar ABD Doları’nı aştı. Raporda, bu büyümenin hem kamu hem de özel sektör ihraçlarının devam etmesiyle desteklendiği belirtiliyor.

Borçlanma araçları piyasasında Türk Lirası cinsinden ihraçlar ağırlığını korurken, yabancı para cinsinden ihraçlar da önemli bir paya sahip olmaya devam etti. Piyasanın %64'ünü Türk Lirası cinsinden ihraçlar oluştururken, ABD Doları cinsinden ihraçların payı %33 olarak kaydedildi. Kalan bölüm ise diğer para birimleri cinsinden gerçekleştirilen ihraçlardan oluştu.

Yıl Sonu Beklentisi 550 Milyar ABD Doları

Fitch Ratings, mevcut büyüme eğiliminin devam etmesi hâlinde Türkiye'nin borçlanma araçları piyasasının 2026 yılı sonunda 550 milyar ABD Doları’na ulaşacağını öngörüyor.

Raporda, borçlanma araçları piyasasının büyümesinde kamu borçlanmaları, şirket tahvili ihraçları ve finans kuruluşlarının kaynak çeşitlendirme stratejilerinin etkili olduğu ifade ediliyor. Yurt içi yatırımcı tabanının korunması ve uluslararası piyasalardan sağlanan fonlamanın sürmesi de piyasanın büyüklüğünü destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Türk Lirası ve Yabancı Para Cinsinden İhraçların Dağılımı

Borçlanma araçları piyasasında Türk Lirası cinsinden ihraçlar en büyük payı oluşturmaya devam ediyor. Yerel para birimiyle gerçekleştirilen ihraçlar, piyasanın yaklaşık üçte ikisini oluştururken, ABD Doları cinsinden ihraçlar ikinci sırada yer alıyor.

Son dönemde uygulanan para politikaları, finansal istikrarı desteklemeye yönelik düzenlemeler ve yatırımcı tabanının genişletilmesine yönelik çalışmalar, yerel para birimi cinsinden ihraçların gelişiminde etkili unsurlar arasında gösteriliyor. Bunun yanında, uluslararası yatırımcılara yönelik yabancı para cinsinden ihraçlar da finansman yapısının önemli bileşenlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Sukuk Piyasasında Büyüme Devam Ediyor

Raporda dikkat çeken başlıklardan biri de sukuk piyasasındaki büyüme oldu. Buna göre, Türkiye'nin sukuk piyasası 2026 yılının ilk yarısında %25,8 oranında büyüyerek 41 milyar ABD Doları’nın üzerine çıktı.

Katılım finansı ürünlerine yönelik ilginin artması, kamu ve özel sektör tarafından gerçekleştirilen sukuk ihraçlarının devam etmesi ve alternatif finansman araçlarının çeşitlenmesi, bu segmentteki büyümeyi destekleyen gelişmeler arasında yer alıyor.

Borçlanma Araçları Piyasasında Gelişimin Sürmesi Bekleniyor

Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerinde, Türkiye'nin borçlanma araçları piyasasının son yıllarda ürün çeşitliliği, ihraç hacmi ve yatırımcı tabanındaki gelişmeler doğrultusunda büyümesini sürdürdüğü belirtiliyor.

Fitch Ratings'in yıl sonu beklentisi, borçlanma araçları piyasasında mevcut büyüme eğiliminin devam edeceğine işaret ederken, Türk Lirası cinsinden ihraçların ağırlığını koruması ve sukuk piyasasının büyümesini sürdürmesi, piyasanın genel görünümünü destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.

İkon-ok
QNB Araştırma 5 Ağustos Çarşamba
QNB Invest Odak •
Petrol Neden Düşüyor? Küresel Petrol Piyasasında Son Gelişmeler ve Fiyatları Etkileyen Faktörler

Petrol fiyatları, küresel ekonominin en önemli göstergelerinden biri olmayı sürdürüyor. Son dönemde ham petrol fiyatlarında görülen gerileme ise yalnızca arz ve talep dengesiyle değil, jeopolitik gelişmelerden üretim politikalarına, dış ticaretten küresel büyüme beklentilerine kadar birçok unsurun ortak etkisiyle şekilleniyor.



Petrol Fiyatları Neden Düşüyor?

Petrol fiyatlarındaki düşüşün temel nedenlerinden biri küresel arzın yeniden artış göstermesi olarak öne çıkıyor. Özellikle OPEC+ ülkelerinin üretim kısıntılarını kademeli olarak azaltmaya başlaması ve üretim hedeflerini artırması, piyasada arz fazlası beklentisini güçlendirdi. Ağustos ayı itibarıyla üretim kotasında günlük 188 bin varillik artış kararı alınması, petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu.

Bunun yanında OPEC+ ülkeleri, piyasa koşullarına bağlı olarak üretim artışlarını durdurma veya yeniden azaltma esnekliğini koruduklarını da açıkladı. Bu yaklaşım, fiyat istikrarını koruma amacı taşısa da kısa vadede arzın genişlemesi fiyatların gerilemesine katkı sağladı.

Jeopolitik Gelişmelerin Petrol Piyasasına Etkisi

Petrol fiyatları üzerinde jeopolitik riskler her zaman belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Son dönemde Orta Doğu'daki tansiyonun önceki aylara kıyasla azalması, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatına ilişkin endişelerin hafiflemesi ve diplomatik görüşmelerin yeniden gündeme gelmesi, piyasalardaki risk priminin gerilemesine neden oldu. Risk algısının azalmasıyla birlikte petrol fiyatlarında da aşağı yönlü hareket gözlendi.

Geçmiş dönemlerde bölgedeki çatışmalar petrol fiyatlarını hızla yukarı taşırken, mevcut süreçte arzın kesintiye uğramayacağı yönündeki beklentiler piyasanın daha dengeli hareket etmesini sağlıyor.

Üretim Artışı ve Küresel Arz Dengesi

Küresel petrol piyasasında arz tarafındaki gelişmeler fiyatların yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri olmayı sürdürüyor. OPEC+ ülkeleri uzun süre uyguladıkları gönüllü üretim kesintilerini kademeli olarak geri çekmeye başladı. Bu süreçte yalnızca OPEC+ üreticileri değil, OPEC+ dışındaki üretici ülkeler de üretim kapasitelerini artırmaya devam ediyor.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın değerlendirmelerine göre küresel petrol arzındaki büyüme, talep artışının üzerinde seyretmeye başladı. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Brezilya ve Guyana gibi üretici ülkelerde yeni üretim sahalarının devreye alınması küresel arzı destekleyen başlıca gelişmeler arasında bulunuyor.

Üretimdeki bu genişleme, piyasalarda arz fazlası beklentisini artırarak fiyatların aşağı yönlü hareket etmesine katkı sağlıyor.

Küresel Talepteki Yavaşlama

Petrol fiyatlarının gerilemesinde yalnızca üretim artışı değil, talep görünümündeki zayıflama da etkili oluyor. Küresel ekonomik büyümenin önceki yıllara göre daha sınırlı seyretmesi, sanayi üretimindeki yavaşlama ve bazı büyük ekonomilerde enerji tüketiminin beklentilerin altında kalması talep tarafındaki baskıyı artırıyor.

Özellikle Çin ekonomisindeki büyüme hızının yavaşlaması, dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olması nedeniyle küresel petrol piyasasını doğrudan etkiliyor. Bunun yanında Avrupa'da ekonomik aktivitenin zayıf seyretmesi ve enerji verimliliğine yönelik yatırımlar da petrol talebindeki artış hızını sınırlandırıyor. Uluslararası Enerji Ajansı ile OPEC'in son raporlarında küresel talep büyümesine ilişkin beklentiler aşağı yönlü revize edildi.

Dış Ticaret ve Petrol Fiyatları Arasındaki İlişki

Petrol, küresel dış ticaretin en stratejik ürünlerinden biri olmayı sürdürüyor. Enerji ithalatçısı ülkeler açısından petrol fiyatlarının düşmesi dış ticaret açığının azalmasına katkı sağlayabiliyor. Buna karşılık petrol ihracatçısı ülkeler için düşük fiyatlar ihracat gelirlerinde azalmaya neden olabiliyor.

Petrol fiyatlarının gerilemesi aynı zamanda lojistik, taşımacılık ve üretim maliyetlerini de etkileyerek uluslararası ticaretin genel maliyet yapısında değişikliklere yol açabiliyor. Enerji maliyetlerinin düşmesi birçok sektör açısından üretim giderlerini azaltırken, küresel enflasyon üzerinde de aşağı yönlü etki oluşturabiliyor.

Petrol Fiyatları Enflasyonu Nasıl Etkiliyor?

Petrol fiyatları yalnızca enerji sektörünü değil, genel ekonomik görünümü de etkiliyor. Ham petrol fiyatlarının gerilemesi; ulaştırma, üretim ve lojistik maliyetlerinin azalmasına katkı sağlayabiliyor. Bu durum birçok ülkede enflasyon üzerindeki maliyet baskısının hafiflemesine destek olabiliyor.

Merkez bankalarının para politikaları açısından enerji fiyatları önemli göstergeler arasında yer alıyor. Petrol fiyatlarındaki düşüşün kalıcı olması durumunda enflasyon beklentileri üzerinde de etkiler görülebiliyor.

Petrol Piyasasında Önümüzdeki Dönem

Önümüzdeki süreçte petrol fiyatlarının yönü; OPEC+ ülkelerinin yeni üretim kararları, küresel ekonomik büyüme görünümü, enerji talebindeki değişim, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere büyük üretici ülkelerin arz politikaları ve Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelere bağlı olarak şekillenmeye devam edecek.

Küresel piyasalarda arzın güçlü kalması ve talep artışının sınırlı seyretmesi durumunda petrol fiyatları üzerindeki baskının sürmesi beklenirken, olası jeopolitik riskler veya beklenmeyen arz kesintileri fiyatlarda yeniden yukarı yönlü hareketlere neden olabilecek temel unsurlar arasında değerlendiriliyor. 

İkon-ok
QNB Araştırma 5 Ağustos Çarşamba
QNB Invest Odak •
Türk Hava Yolları (THYAO) 2Ç26 Bilanço Değerlendirmesi

Türk Hava Yolları (THYAO), 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı.

Havayolunun toplam kapasitesi çeyrek dönem bazında yıllık %1,5 oranında artarken, doluluk oranı 1,8 puan yükseldi. Yolcu sayısının yatay seyretmesine rağmen, yolcu başına hasılat yıllık bazda %11, kargo birim hasılatı ise %54 oranında arttı. Bu gelişmeler doğrultusunda, şirketin cirosu genel olarak beklentilerle uyumlu gerçekleşti.


Artan Maliyetler Karlılığı Baskıladı

Toplam AKKM yıllık %36 arttı. Yakıt AKKM %91 yükselirken, yakıt hariç AKKM %16 arttı. Her iki maliyet kalemi de beklentilerimizi aştı. Yakıt AKKM için yaklaşık %80 artış öngörürken, yakıt hariç maliyetlerdeki negatif sapmanın temel nedeni bakım ve onarım giderlerindeki yaklaşık %30'luk artış oldu.

Artan maliyet baskısı nedeniyle FAVÖK, beklentimizin %30 altında gerçekleşerek 231,3 milyar TL olarak açıklandı. Beklenenden zayıf gerçekleşen FAVÖK performansına paralel olarak net kâr da beklentimizin %36 altında kaldı.

Şirket, net kârını 8,9 milyar TL olarak açıkladı.

Yakıt Maliyetlerindeki Baskının Devam Etmesi Bekleniyor

Hissenin performansı petrol fiyatlarına oldukça duyarlı olmakla birlikte, jet yakıtı kaynaklı maliyet baskısının 3Ç'de ve muhtemelen 4Ç'de de devam etmesi beklenmektedir. Zira jet crack marjları, petrol fiyatlarındaki %20'lik düşüşe karşın yalnızca 2Ç ortalamasının %5 altında seyretmektedir.

Bu doğrultuda, şirketin güçlü büyüme beklentilerine rağmen, operasyonel tarafta gözlenen görece zayıf performansın önümüzdeki çeyreklerde de devam etmesi muhtemeldir.

İkon-ok
Back to Top