Önerilen Sonuçlar()
Mobil Uygulamayı İndir
QNB Invest
© 2026 QNB Invest A.Ş.
Kocaer Çelik (KCAER), 2026 yılının ilk çeyreğinde beklentilerin altında kalan ciro performansına rağmen, operasyonel kârlılık tarafında görece güçlü bir duruş sergiledi. Finansallar, talep tarafındaki zayıflama ile marj yönetimi arasındaki dengeyi net şekilde ortaya koyuyor.
Ciroda Beklentilerin Altında Performans
Şirketin gelirleri yıllık %15, çeyreklik %25 düşüşle 5,0 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Bu sayı, 5,6 milyar TL’lik piyasa beklentisinin altında kaldı.
Bu görünüm:
FAVÖK Beklentiyi Aştı, Marjlar Güçlü
Operasyonel tarafta ise tablo daha dengeli. Şirketin FAVÖK’ü yıllık %16, çeyreklik %22 gerileyerek 715 milyon TL seviyesinde gerçekleşti. Ancak bu rakam, 667 milyon TL’lik konsensüs beklentisinin %7 üzerinde geldi.
Asıl dikkat çeken nokta ise marj tarafı:
Yani şirket, düşen ciroya rağmen maliyet yönetimi ve operasyonel verimlilik sayesinde marjlarını korumayı başardı. Bu da iş modelinin esnekliğine işaret ediyor.
Net Kârda Sert Yıllık Düşüş, Çeyreklik Toparlanma
Net kâr tarafında yıllık bazda %67’lik sert bir daralma ile 119 milyon TL seviyesine gerileme söz konusu. Ancak bu rakam, 82 milyon TL olan piyasa beklentisinin %45 üzerinde gerçekleşti.
Net kâr marjı %2,4 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, önceki çeyrekteki %6,0 seviyesinin altında kalmaya devam ediyor.
Genel Görünüm: Karma Ama Dengeli
KCAER’in 1Ç26 finansalları “karma” bir tablo çiziyor:
Negatif taraf:
Pozitif taraf:
Coca-Cola İçecek (CCOLA), 2026 yılının ilk çeyreğinde beklentilerin üzerinde bir performans sergiledi. Özellikle fiyatlama stratejileri, ürün miks yönetimi ve maliyet kontrolü, finansalların ana belirleyicileri oldu.
Ciroda Çift Haneli Büyüme
Şirketin net satış gelirleri yıllık bazda %10,7 artarak 52,4 milyar TL seviyesine ulaştı. Bu büyüme hem yurt içi hem de uluslararası operasyonların katkısıyla dengeli bir şekilde gerçekleşti.
Birim gelir tarafında da artış dikkat çekiyor. Türkiye’de NSR/birim %7,2 yükselirken, uluslararası operasyonlarda bu artış %2,2 seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, şirketin fiyatlama gücünü koruduğunu ve talep tarafında ciddi bir zayıflama olmadığını gösteriyor.
Zorlu Ortama Rağmen Dirençli Hacim
Jeopolitik risklerin (özellikle Orta Doğu kaynaklı gelişmelerin) etkili olduğu bir çeyrekte, şirketin hacim performansını koruması önemli bir detay. CCOLA, “satın alınabilirlik” stratejisini ön planda tutarak hem fiyat artışlarını yönetmiş hem de talebi canlı tutmayı başarmış görünüyor.
Marjlarda Güçlü İyileşme
Operasyonel kârlılık tarafı, bu çeyreğin en güçlü noktalarından biri:
Bu iyileşmede:
Net Kârda Sıçrama
Şirketin net kârı 1Ç26’da 5,2 milyar TL’ye ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 3 katına çıktı (1Ç25: 1,7 milyar TL). Bu artış, hem operasyonel performanstaki iyileşmeden hem de marj genişlemesinden kaynaklandı.
CCOLA’nın 1Ç26 sonuçları, fiyatlama disiplini ve maliyet yönetimi sayesinde yüksek enflasyon ve zorlu makro ortamda bile sürdürülebilir kârlılık yaratabildiğini gösteriyor.
Enerjisa (ENJSA), 2026 yılının ilk çeyreğinde beklentilere paralel bir operasyonel performans sergilerken, güçlü net kâr büyümesiyle dikkat çekti. Özellikle volatil piyasa koşullarında şirketin defansif iş modeli öne çıkmaya devam ediyor.
Şirketin operasyonel kârı 17,9 milyar TL seviyesinde gerçekleşerek hem 18,1 milyar TL olan beklentimize hem de 17,7 milyar TL’lik piyasa konsensüsüne oldukça yakın geldi.
Net kâr tarafında ise daha güçlü bir tablo var. Baz alınan net kâr, yıllık bazda %80 artışla 3,1 milyar TL seviyesine ulaştı ve 2,9 milyar TL’lik piyasa beklentisini aştı.
2026 Beklentileri Korundu: Temettü Hikayesi Devam
Şirket yönetimi, yıl sonuna ilişkin beklentilerinde herhangi bir değişikliğe gitmedi:
Bu projeksiyonlar, yaklaşık %60 temettü dağıtım oranı varsayımıyla %4,5 - %5,3 temettü verimi anlamına geliyor.
Neden ENJSA Defansif Kalıyor?
Enerjisa’nın yatırım hikayesinin temelinde, regüle edilmiş gelir yapısı ve öngörülebilir nakit akışı bulunuyor.
Piyasa Etkisi: Nötr Ama Sağlam
Açıklanan sonuçlar güçlü olsa da hisse performansı açısından nötr bir etki bekleniyor. Ancak orta-uzun vadede:
Turizm sektörüne destek niteliğinde önemli bir adım geldi. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile konaklama vergisi oranı %2’den %1’e düşürüldü ve bu uygulamanın 31 Aralık 2026’ya kadar devam edeceği açıklandı. Özellikle yaz sezonuna girerken gelen bu karar, sektörün momentumunu güçlendirebilecek kritik bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Konaklama vergisi; otel, tatil köyü, pansiyon ve benzeri tesislerde sunulan hizmetler üzerinden alınan dolaylı bir vergi olarak biliniyor. Oranın %1’e çekilmesi, hem işletmelerin fiyatlama esnekliğini artırıyor hem de tüketici tarafında daha cazip tatil paketleri oluşturulmasına imkan tanıyor. Bu da doğrudan talep tarafını destekleyen bir unsur.
Turizm sektörü açısından baktığımızda, bu tarz vergi indirimleri kısa vadede doluluk oranlarını ve rezervasyon hacmini artırma potansiyeline sahip. Özellikle yabancı turistler açısından fiyat rekabetinin kritik olduğu bir dönemde, Türkiye’nin destinasyon olarak cazibesini artırması beklenebilir. Bu hamle, Akdeniz çanağındaki rakip ülkelere karşı Türkiye’nin elini güçlendiren bir fiyat avantajı yaratıyor.
Makro perspektifte değerlendirildiğinde, turizm gelirleri Türkiye ekonomisi için kritik bir döviz kaynağı olmaya devam ediyor. Konaklama vergisindeki bu indirimin, cari dengeye olumlu katkı sağlayabilecek turizm gelirlerini desteklemesi bekleniyor. Özellikle yüksek sezon öncesinde gelen bu kararın zamanlaması da oldukça stratejik.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Nisan 2026 enflasyon verileri, piyasaların beklediğinden daha güçlü bir fiyat artışına işaret etti. Aylık TÜFE %4,18 ile piyasa beklentisi olan %3,20’nin üzerinde gerçekleşirken, yıllık enflasyon %30,87’den %32,37’ye yükseldi. Bu veri, enflasyonda düşüş trendinin henüz kalıcı hale gelmediğini net şekilde ortaya koyuyor.
Enflasyonu Yukarı Taşıyan Ana Kalemler
Ana harcama gruplarına baktığımızda, enflasyonun genele yayılan bir görünüm sergilediğini görüyoruz:
Özellikle konut grubundaki yüksek artış, enflasyonun yapışkanlığını koruduğunu gösteriyor. Enerji, kira ve bağlantılı maliyetlerin etkisi burada belirgin.
Sürpriz Etki: Giyim ve Ayakkabı
Nisan verisinde en dikkat çeken sapma, “giyim ve ayakkabı” grubundan geldi. Beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşen %8,94’lük aylık artış, tek başına enflasyona 57 baz puan katkı yaptı.
Bunun yanında:
Hizmet enflasyonunun güçlü kalmaya devam etmesi, çekirdek enflasyon dinamikleri açısından da risk sinyali veriyor.
Yıllık Bazda En Sert Artışlar
Yıllık enflasyonda öne çıkan kalemler ise:
Bu tablo, özellikle hizmet ve zorunlu harcama kalemlerinde fiyat baskısının devam ettiğini gösteriyor.
Enflasyon Görünümü ve Beklentiler
Nisan ayında gerçekleşen veri, enflasyon patikasında yukarı yönlü risklerin sürdüğünü ortaya koyuyor. Özellikle konut ve hizmet kalemlerindeki katılık, dezenflasyon sürecinin beklenenden daha yavaş ilerleyebileceğine işaret ediyor.
Piyasa Etkisi: Ne Beklenmeli?
Galata Wind (GWIND), 2026 yılının ilk çeyreğinde operasyonel olarak güçlü ancak fiyatlama tarafında baskı altında bir performans ortaya koydu. Özellikle yenilenebilir enerji kapasitesindeki artış ve üretim büyümesi dikkat çekerken, spot elektrik fiyatlarındaki düşüş finansallar üzerinde belirleyici oldu.
Şirketin toplam kurulu gücü yıllık bazda %19 artarak 354 MW seviyesine ulaştı. Bu kapasitenin %80’ini rüzgar enerji santralleri (RES) oluşturuyor. Artan kapasite ve güçlü rüzgar performansının katkısıyla elektrik üretimi yıllık %37 artışla 267 GWh’ye yükseldi. Operasyonel tarafta bu güçlü büyüme, şirketin üretim kabiliyetini net şekilde ortaya koyuyor.
Ancak işin gelir tarafında tablo biraz daha dengeli. Şirketin cirosu, artan üretime rağmen yıllık %5 düşüşle 691 milyon TL seviyesine geriledi. Bunun temel nedeni, GWIND’in üretiminin yaklaşık %58’ini spot piyasada satması ve spot elektrik fiyatlarının yıllık bazda %10 düşüş göstermesi oldu. Yani hacim artışı var ama fiyatlar desteklemiyor.
FAVÖK tarafında da benzer bir görünüm söz konusu. Şirketin FAVÖK’ü yıllık %12 düşüşle 457 milyon TL’ye gerilerken, FAVÖK marjı %71,1’den %66,0 seviyesine indi. Yüksek marjlı bir iş modeli korunuyor olsa da, fiyat baskısı burada da etkisini gösteriyor.
Net kâr ise daha sınırlı bir daralma ile yıllık %6 düşüşle 164 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi giderlerinin geçen yıla kıyasla daha düşük kalması, net kâr tarafındaki aşağı yönlü baskıyı sınırlayan önemli bir faktör oldu.
Bilançonun güçlü taraflarından biri ise borçluluk görünümü. Net borç/FAVÖK oranı 0,78x seviyesine yükselse de, sektör ortalamasına kıyasla oldukça düşük seviyede kalmaya devam ediyor. Bu durum, şirketin finansal esnekliğini ve yatırım kapasitesini destekliyor.
Değerleme tarafında GWIND hissesi, 2026 tahminlerine göre 7,8x FD/FAVÖK çarpanı ile işlem görüyor. Bu seviye, BIST yenilenebilir enerji şirketlerine kıyasla yaklaşık %23 iskonto anlamına geliyor.