Önerilen Sonuçlar()
Mobil Uygulamayı İndir
QNB Invest
© 2026 QNB Invest A.Ş.
Türkiye otomobil pazarı Temmuz 2026'da geçen yılın aynı dönemine göre %25 oranında daralarak 81 bin adede geriledi.
Türkiye’de binek otomobil satışları %25,8 oranında bir düşüş gerçekleştirerek 62 bin adete gerilerken, hafif ticari araç satışları ise %22,2 oranında bir düşüşle 18 bin adede geriledi.
Bununla beraber, 2026 yılının ilk 7 ayında toplam hafif araç pazarı yıllık bazda %10,7 oranında daralarak 649 bin adet seviyesine geriledi. Segment bazında bakıldığında ise, önceki aylarda görece daha dirençli seyreden hafif ticari araç pazarı da kümülatif bazda negatif bölgeye geçti.
Buna göre; binek otomobil satışları ilk 7 ayda %12,1 oranında gerilerken, hafif ticari araç satışları ise %5,1’lik bir düşüşle karşılaşarak 156 bin adete geriledi.
Motor tipine göre baktığımızda, elektrikli araç satışlarının ilk 7 ayda geçen senenin aynı dönemine göre %5,8 oranında azalarak 94 bin adede gerilediğini ve toplam pazardan %18,7 oranında bir pay aldı. Buna karşın, dizel ve benzinli araç satışları %21,6 oranında düşmesine rağmen toplam pazarın %47,5'ini oluşturmaya devam ediyor.
TOASO tarafında, binek otomobil satışlarında yıllık bazda %46 oranında düşüş yaşandı. Bu gerilemenin temel nedeni Fiat markalı otomobil satışlarındaki zayıflık oldu. Ancak düşüş yalnızca Fiat ile sınırlı kalmadı. Jeep hariç Citroen, Peugeot, Opel ve DS markalarının tamamında da satış adetlerinde düşüşler görüldü. Şirketin binek otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine göre %7,1 oranında gerilerken, hafif ticari araç satışları ise %9,4 oranında azaldı. Fiat hafif ticari satışları genel olarak yatay fakat hafif pozitif seyrederken, Opel ve Peugeot hafif ticari satışlarındaki zayıflık toplam performansı aşağı çekti.
Şirket, iç pazarda zayıf performansını sürdürdü. Binek otomobilde aylık perakende satışlar 348 adet seviyesine kadar düşerken, hafif ticari araçlarda temmuz ayında perakende satışlar %39 oranında bir düşüş gerçekleştirerek 4,4 bin adete geriledi. Böylece aylık hafif ticari araç pazar payı %24,1 olarak gerçekleşti. Dikkat çekici olarak, toplam hafif ticari pazarındaki daralmaya rağmen şirketin hafif ticari satışlarının %69,5'i Türkiye'de üretilen araçlardan oluştu.
Binek otomobil satışları şirketin 2026 aylık ortalamasına yakın gerçekleşti. Ancak yıllık bazda %6,9 düşüşle 11,5 bin adet seviyesine geriledi.
Önümüzdeki dönemde otomotiv sektöründeki talebin yönünü belirleyecek temel faktörler olarak öne çıkan unsurlardan biri hane halkının tüketim harcaması yapma eğilimiyken, bir diğeri ise ekonomi politikalarının seyrine bağlı olarak TCMB’nin faiz indirim döngüsüne yeniden başlayıp başlamayacağı olacak.
Türkiye'nin temmuz ayına ilişkin dış ticaret verileri, ihracat ve ithalatın yıllık bazda artış gösterdiğini ortaya koydu. Açıklanan veriler, dış ticaret açığında yükseliş yaşanırken ihracatın ithalatı karşılama oranında gerilemeye işaret etti.
Temmuz ayında Türkiye'nin ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre %,2,9 artarak 25,6 milyar ABD Doları seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde ithalat ise %,5,2 artış göstererek 33 milyar ABD Doları'na ulaştı.
İthalattaki artış hızının ihracatın üzerinde gerçekleşmesi, dış ticaret dengesinde bozulmaya neden oldu. Böylece temmuz ayında dış ticaret açığı yıllık bazda %,14 artarak 7,4 milyar ABD Doları olarak kaydedildi.
Temmuz ayı verileri, dış ticaret açığındaki artış eğiliminin sürdüğünü gösterdi. İhracat ve ithalat arasındaki farkın büyümesiyle birlikte dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yükseldi.
Açıklanan veriler doğrultusunda ihracatın ithalatı karşılama oranı da geriledi. Söz konusu oran, geçen yılın aynı dönemine kıyasla 1,7 puan azalarak %,77,7 seviyesinde gerçekleşti.
Temmuz ayında ihracatın ürün gruplarına göre dağılımında en yüksek pay ham madde grubunda yer aldı. İthalat tarafında ise en büyük pay ara malları grubunda gerçekleşti.
Ara mallarının ithalattaki ağırlığını koruması, üretim süreçlerinde ithal girdilerin önemini sürdürdüğünü ortaya koyarken, ham madde ihracatı da dış satımın önemli kalemlerinden biri olmaya devam etti.
Temmuz ayı verileri, yılın önceki aylarında gözlenen dış ticaret görünümünün sürdüğünü gösterdi. İhracat artışını korurken ithalattaki daha güçlü yükseliş dış ticaret açığının genişlemesine neden oldu.
Resmî dış ticaret istatistikleri, küresel talep koşulları, enerji fiyatları, döviz hareketleri ve üretimde kullanılan ithal girdilerin dış ticaret dengesi üzerindeki etkisinin devam ettiğini ortaya koyarken, temmuz ayı sonuçları da bu genel görünümle uyumlu bir tablo sundu.
Türkiye imalat sanayisinin faaliyet koşullarını gösteren İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verisi, temmuz ayında bir önceki aya göre sınırlı bir artış kaydetti. Buna karşın endeksin eşik değerin altında kalması, sektörde daralma eğiliminin sürdüğüne işaret etti.
İstanbul Sanayi Odası tarafından yayımlanan Türkiye İmalat PMI verisi, temmuz ayında 0,6 puan artarak 47,7 seviyesine yükseldi. Haziran ayında 47,1 olarak açıklanan endeks, temmuzda toparlanma yönünde sınırlı bir hareket gösterse de 50 eşik değerinin altında kalmaya devam etti. PMI endeksinde 50 seviyesinin altındaki değerler, imalat sektöründe faaliyet koşullarının önceki aya kıyasla daraldığını gösteriyor.
Son aylarda görülen zayıf talep görünümü, üretim ve yeni siparişler üzerinde etkisini sürdürürken, temmuz verileri de sektördeki yavaşlamanın tamamen sona ermediğini ortaya koydu.
Temmuz ayı verilerine göre yeni siparişlerdeki düşüş eğilimi devam etti. Hem iç pazarda hem de dış talepte devam eden zayıflık, üreticilerin sipariş hacimlerini sınırlamayı sürdürdü. Yeni siparişlerde yaşanan gerileme, üretim faaliyetleri üzerinde baskı oluşturan temel unsurlardan biri olarak öne çıktı.
İhracat siparişlerindeki görünüm de küresel ekonomik büyümedeki yavaşlama, yüksek finansman maliyetleri ve dış pazarlardaki talep koşullarının etkisiyle temkinli seyrini korudu.
İmalat sektöründe üretim maliyetleri temmuz ayında da artmaya devam etti. Özellikle hammadde maliyetleri ve tedarik zincirine bağlı giderlerdeki yükseliş, girdi fiyatlarını yukarı yönlü etkiledi.
Bununla birlikte girdi maliyetlerindeki artış hızının önceki aylara göre daha sınırlı gerçekleştiği görüldü. Üreticilerin nihai ürün fiyatlarına yaptığı artışların da daha düşük hızda gerçekleşmesi, maliyet baskılarında kısmi bir yavaşlamaya işaret etti.
Temmuz verileri, hem girdi fiyatları hem de nihai ürün fiyatları enflasyonunun 2025 Kasım ayından bu yana en düşük artış hızına gerilediğini gösterdi. Bu gelişme, maliyet artışlarının tamamen sona ermediğini ancak önceki dönemlere kıyasla daha ılımlı bir seyir izlediğini ortaya koydu.
Üreticiler maliyet baskılarının devam ettiğini belirtirken, fiyat artış hızındaki yavaşlama enflasyon görünümüne ilişkin takip edilen göstergeler arasında yer aldı.
Türkiye imalat sanayisi son aylarda zayıf iç talep, yüksek finansman maliyetleri ve küresel ekonomik koşulların etkisiyle faaliyetlerinde temkinli bir görünüm sergiliyor. PMI verisinde temmuz ayında görülen sınırlı yükseliş, daralma hızında yavaşlamaya işaret etse de sektörün büyüme bölgesine geçebilmesi için endeksin 50 seviyesinin üzerine çıkması gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde iç talebin seyri, ihracat pazarlarındaki gelişmeler, finansman koşulları ve enflasyon dinamikleri, imalat sanayisinin performansını belirleyen temel unsurlar arasında yer almayı sürdürecek.
Kordsa (KORDS), 2026 yılının ikinci çeyreğinde gelir ve operasyonel kârlılık tarafında güçlü sonuçlar açıkladı. Lastik güçlendirme segmentinde rekabetin etkisi sürerken, kompozit segmentindeki yüksek büyüme ve maliyet optimizasyonu şirketin FAVÖK performansını beklentilerin üzerine taşıdı. Net kâr tarafında ise geçen yılın aynı dönemindeki zararın ardından yeniden kârlılığa geçilmesi dikkat çekti. Buna karşın, mevcut değerleme seviyeleri nedeniyle hisseye yönelik temkinli görüş korunuyor.
Kordsa'nın ikinci çeyrek gelirleri yıllık bazda %29 artarak 9,8 milyar TL seviyesine ulaştı ve hem piyasa beklentisi hem de kurum tahminleriyle büyük ölçüde uyumlu gerçekleşti.
Segment bazında öne çıkan gelişmeler:
Bu büyümede özellikle fiyat artışları ve yüksek katma değerli ürün satışlarının etkili olduğu görülüyor.
Operasyonel tarafta Kordsa güçlü bir performans sergiledi.
Şirketin FAVÖK'ü;
FAVÖK büyümesini destekleyen başlıca unsurlar şunlar oldu:
Şirketin satışların maliyeti yalnızca %20 artarken, gelirlerdeki %29'luk büyüme brüt kârlılığı olumlu etkiledi.
Net kâr tarafında güçlü bir toparlanma dikkat çekti.
Kordsa;
Bu iyileşmede;
Böylece şirket, operasyonel taraftaki toparlanmayı net kâra da yansıtmayı başardı.
Kordsa'nın büyüme stratejisinde kompozit segmenti giderek daha önemli hale geliyor.
Toplam gelir içerisindeki payın %30'a yükselmesi, şirketin daha yüksek katma değerli ürünlere yönelme stratejisini destekliyor.
Buna karşın lastik güçlendirme segmentinde devam eden rekabet ve zayıf talep görünümü kısa vadede operasyonel risk oluşturmaya devam ediyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde kompozit segmentinin büyüme hızının şirket performansı açısından belirleyici olması bekleniyor.
Şirketin gelirleri yıllık bazda %29 artarak 9,8 milyar TL seviyesine ulaştı ve beklentilerle uyumlu gerçekleşti.
Evet. FAVÖK yıllık %132 artışla 1,2 milyar TL'ye yükselerek piyasa beklentisinin üzerinde gerçekleşti.
Şirket, geçen yılın aynı dönemindeki 122 milyon TL net zararın ardından bu çeyrekte 560 milyon TL net kâr açıkladı.
Kompozit segmenti gelirleri yıllık %61 büyüdü ve toplam gelirler içindeki payını %30'a yükselterek şirketin operasyonel kârlılığını destekledi.
Çimsa (CIMSA), 2026 yılının ikinci çeyreğinde beklentilere paralel ciro açıklarken, operasyonel marjlardaki iyileşme ve güçlü net kâr performansıyla öne çıktı. Zayıf yurt içi talep nedeniyle satış gelirlerinde gerileme yaşansa da ABD'deki yeni tesisin ihracat hacmine katkısı, maliyet yönetimi ve alternatif yakıt kullanımındaki artış şirketin operasyonel kârlılığını destekledi. Net kâr ise piyasa beklentisinin oldukça üzerinde gerçekleşti.
İkinci çeyrekte şirketin operasyonel görünümünde ihracat tarafı pozitif ayrıştı.
Öne çıkan gelişmeler:
Çimsa'nın ikinci çeyrek cirosu yıllık bazda %10 düşüşle 13,0 milyar TL seviyesinde gerçekleşti ve piyasa beklentileriyle uyumlu geldi.
Segment bazında bakıldığında;
Bu görünüm, yurt içi inşaat faaliyetlerindeki yavaşlamaya rağmen şirketin ürün çeşitliliğinin gelirlerdeki daralmayı sınırladığını gösteriyor.
Operasyonel tarafta FAVÖK yıllık bazda %2 düşüşle 2,6 milyar TL seviyesinde gerçekleşti.
Buna karşın operasyonel verimlilik sayesinde marjlarda belirgin iyileşme görüldü.
FAVÖK marjı;
Çeyreğin en güçlü kalemi net kâr oldu.
Şirket,1,3 milyar TL net kâr açıkladı.
Bu rakam yıllık bazda %40 büyümeye, 791 milyon TL seviyesindeki piyasa beklentisinin ise belirgin şekilde üzerine işaret etti.
Net kârdaki güçlü performansta;
Şirketin bilançosunda borçluluk tarafında sınırlı bir yükseliş yaşandı.
İkinci çeyrek itibarıyla;
Borçlulukta görülen artışa rağmen mevcut seviyeler sektör açısından yönetilebilir görünümünü koruyor.
Evet. Şirket 1,3 milyar TL net kâr açıklayarak 791 milyon TL seviyesindeki piyasa beklentisini önemli ölçüde aştı.
FAVÖK marjı geçen yılın aynı dönemindeki %18,6 seviyesinden %20,2'ye yükseldi.
ABD'deki yeni tesis sayesinde ihracat satış hacmi %8 artarken, fiyat etkisi nedeniyle ihracat gelirleri %9 geriledi.
Evet. Net Borç/FAVÖK oranı çeyreklik bazda 2,5x seviyesinden 2,7x'e yükseldi.
İş Bankası (ISCTR), 2026 yılının ikinci çeyreğinde piyasa beklentilerinin altında kalan finansal sonuçlar açıkladı. Bankanın net kârı; yüksek ticari zararlar, beklentilerin üzerinde gerçekleşen karşılık giderleri ve artan faaliyet giderlerinin etkisiyle hem piyasa beklentisinin hem de kurum tahminimizin gerisinde kaldı. Buna rağmen güçlü komisyon gelirleri, sağlam mevduat tabanı ve cazip değerleme çarpanları orta ve uzun vadeli görünümü desteklemeye devam ediyor.
İş Bankası'nın ikinci çeyrek net kârı hem piyasa beklentisinin hem de tahminimizin altında kaldı.
Açıklanan sonuç;
Net kâr;
Buna karşın yılın ilk altı ayında elde edilen yaklaşık 30 milyar TL net kâr, geçen yılın aynı dönemine göre büyük ölçüde yatay kaldı.
Beklentilerden zayıf gelen finansalların temel nedenleri üç ana başlıkta toplandı:
Çeyrek içerisinde banka 15,4 milyar TL iştirak geliri elde etmesine rağmen, bu katkı hariç tutulduğunda 9,8 milyar TL net faaliyet zararı oluştu.
Öte yandan yaklaşık 4 milyar TL ertelenmiş vergi geliri, net kârı destekleyen önemli kalemlerden biri oldu.
İkinci çeyreğin en dikkat çekici gelişmelerinden biri net faiz marjındaki gerileme oldu.
Swap maliyetine göre düzeltilmiş net faiz marjı 150 baz puan daralarak %2,05 seviyesine geriledi.
Bu gerilemede;
Bununla birlikte, bankanın çeyrek boyunca vadesiz mevduat hacmini artırması önümüzdeki dönemlerde marj üzerindeki baskının sınırlanmasına katkı sağlayabilir.
İkinci çeyrekte kredi büyümesi dengeli bir görünüm sundu.
Öne çıkan veriler şöyle oldu:
Mevduat tarafında ise;
Böylece;
Operasyonel tarafta en güçlü kalemlerden biri ücret ve komisyon gelirleri oldu.
Komisyon gelirleri;
Buna karşın faaliyet giderleri yıllık bazda %62 yükseldi.
Özellikle personel dışı giderlerdeki artış maliyetleri yukarı taşırken, gider/gelir oranı %73 ile sektör ortalamasının üzerinde kalmaya devam etti.
İş Bankası yönetimi yılın geri kalanına ilişkin beklentilerini aşağı yönlü revize etti.
Yeni beklentilere göre;
Bu revizyonlar, yüksek fonlama maliyetlerinin ve marj baskısının yılın geri kalanında da etkili olabileceğine işaret ediyor.
Hayır. Bankanın net kârı hem piyasa beklentisinin hem de kurum tahminlerinin altında gerçekleşti.
Yükselen fonlama maliyetleri ve TL çekirdek kredi-mevduat makasındaki daralma nedeniyle swap düzeltilmiş net faiz marjı %2,05 seviyesine geriledi.
Komisyon gelirleri çeyreklik bazda %19, yıllık bazda ise %38 artış göstererek gelirleri destekledi.