Önerilen Sonuçlar()
Mobil Uygulamayı İndir
QNB Invest
© 2026 QNB Invest A.Ş.
Türkiye İstatistik Kurumu ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iş birliğiyle hazırlanan Tüketici Güven Endeksi, Temmuz ayında yükselişini sürdürdü. Açıklanan veriler, tüketicilerin mevcut ekonomik durum ve gelecek döneme ilişkin beklentilerinde önceki aya göre iyileşme yaşandığını gösterdi.
Tüketici Güven Endeksi, Haziran ayında 87,9 seviyesinde bulunurken, Temmuz ayında %2,2 artış göstererek 89,8 seviyesine yükseldi. Böylece endeks, Mayıs 2023 döneminden bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.
Tüketici Güven Endeksi, hane halkının mevcut mali durumu, gelecek 12 aya ilişkin beklentileri, genel ekonomik görünüm ve dayanıklı tüketim mallarına yönelik harcama eğilimlerini ölçen öncü göstergeler arasında yer alıyor. Endeksin 100'ün altında kalması tüketici güveninin iyimser seviyenin altında olduğunu, 100'ün üzerinde olması ise iyimser beklentileri ifade ediyor.
Temmuz ayı verilerine göre, mevcut dönemde hane halkının maddi durumunu değerlendiren endeks %3 artarak 74,5 seviyesine yükseldi.
Bu göstergedeki artış, tüketicilerin mevcut mali durumlarına ilişkin değerlendirmelerinde önceki aya kıyasla iyileşme yaşandığını ortaya koydu. Tüketici güven endeksini oluşturan alt göstergeler, genel endeksin yükselişinde belirleyici rol oynadı.
Gelecek 12 aylık döneme ilişkin genel ekonomik durum beklentisini gösteren endeks ise Temmuz ayında %5,2 artışla 88,3 seviyesine ulaştı.
Ekonomik beklentilere ilişkin bu yükseliş, tüketicilerin önümüzdeki döneme yönelik değerlendirmelerinde önceki aya göre daha olumlu bir görünüm oluştuğunu gösterdi. Endeks kapsamında hesaplanan diğer alt göstergeler de gelecek döneme ilişkin beklentilerde iyileşmeye işaret etti.
Tüketici Güven Endeksi, iç talep, perakende ticaret, dayanıklı tüketim harcamaları ve genel ekonomik görünüm açısından takip edilen öncü göstergeler arasında bulunuyor. Açıklanan veriler, hane halkının ekonomik değerlendirmeleri ile geleceğe yönelik beklentilerindeki değişimin düzenli olarak izlenmesine imkân sağlıyor.
Temmuz ayında kaydedilen yükseliş, son aylarda açıklanan güven endeksleri ve ekonomik aktivite göstergeleriyle birlikte değerlendirilen veriler arasında yer aldı. Endeks, tüketici eğilimlerinin izlenmesinde temel referanslardan biri olmayı sürdürüyor.
Temmuz ayı itibarıyla Tüketici Güven Endeksi 89,8 seviyesine yükselirken, hane halkının mevcut maddi durumuna ilişkin değerlendirmeler ve genel ekonomik görünüm beklentilerinde artış kaydedildi. Mayıs 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaşan endeks, tüketici eğilimlerindeki güncel görünümü ortaya koyan önemli göstergelerden biri olarak öne çıktı.
Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından aylık olarak yayımlanan Tüketici Güven Endeksi, ekonomik beklentilerin ve tüketici davranışlarının izlenmesinde temel veri kaynakları arasında yer almaya devam ediyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının haftalık para ve banka istatistikleri, bankacılık sektöründe mevduat hacmindeki artışın sürdüğünü ortaya koydu. 17 Temmuz haftasında toplam mevduat bir önceki haftaya göre yükselirken, Türk Lirası ve yabancı para mevduatlarında artış kaydedildi.
17 Temmuz haftası itibarıyla bankacılık sektörünün toplam mevduatı, bir önceki haftaya göre 451,5 milyar Türk Lirası artarak 31,9 trilyon Türk Lirasına ulaştı. Böylece toplam mevduat hacminde haftalık bazda %1,4'lük artış gerçekleşti.
Mevduat büyüklüğündeki artış, son dönemde bankacılık sektöründe izlenen para politikası uygulamaları ve tasarruf eğilimleri doğrultusunda mevduat hacmindeki yükselişin devam ettiğini gösterdi.
Haftalık verilere göre Türk Lirası cinsinden mevduatlar %2,1 artarak 17,6 trilyon Türk Lirasına yükseldi. Aynı dönemde yabancı para cinsinden mevduatlar ise %1,9 artışla 10,3 trilyon Türk Lirası seviyesine ulaştı.
Bankacılık sistemindeki toplam yabancı para mevduatı 259,2 milyar ABD Doları olarak gerçekleşirken, bunun 220,1 milyar ABD Doları yurt içi yerleşiklerin hesaplarında bulundu. Parite etkisinden arındırılmış verilere göre yurt içi yerleşiklerin yabancı para mevduatı 5,3 milyar ABD Doları arttı.
Aynı haftada tüketici kredileri bir önceki haftaya göre %1,1 azalarak 6,6 trilyon Türk Lirasına geriledi.
Tüketici kredileri içerisinde konut kredileri, taşıt kredileri, ihtiyaç kredileri ve bireysel kredi kartı bakiyeleri yer almaya devam etti. Haftalık veriler, kredi hacminde sınırlı bir daralma yaşanırken mevduat tarafındaki büyümenin sürdüğünü gösterdi.
İSO 1000 araştırmasının 2025 yılı verileri, Türkiye imalat sanayisinde yüksek teknolojili sektörlerin katma değer üretimindeki ağırlığının arttığını ortaya koydu. Son beş yıllık dönemde yüksek teknoloji grubunun payında yükseliş yaşanırken, orta-yüksek teknoloji grubunda ise gerileme kaydedildi.
İSO 1000 verilerine göre, yüksek teknolojili sanayilerin toplam brüt katma değer içerisindeki payı 2025 yılında %7,2'ye yükselerek araştırmanın son yıllardaki en yüksek seviyesine ulaştı. Bu oran, 2021 yılında %5,7 seviyesinde bulunuyordu. Böylece yüksek teknoloji grubunun katma değer üretimindeki payı son beş yılda belirgin bir artış gösterdi.
Söz konusu yükseliş, Türkiye'de ileri teknoloji üretiminin ekonomik katkısının güçlendiğine işaret eden göstergeler arasında yer aldı. Özellikle savunma sanayii, elektronik, medikal teknolojiler ve ileri mühendislik ürünleri gibi yüksek teknoloji yoğunluklu alanlarda üretim kapasitesindeki gelişmeler, bu artışın öne çıkan unsurları arasında değerlendirildi.
Araştırma sonuçlarına göre, İSO 1000 kapsamındaki şirketlerin toplam brüt katma değeri son beş yılda önemli ölçüde yükseldi. 2021 yılında 571,7 milyar Türk Lirası olan toplam brüt katma değer, 2025 yılında yaklaşık 3,9 trilyon Türk Lirası seviyesine ulaştı.
Bu artışta üretim hacmindeki büyümenin yanı sıra enflasyon, yatırım harcamaları, ihracat performansı ve sanayi üretimindeki genel genişleme etkili oldu. İSO 1000 araştırması, Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarının üretim ve katma değer performansını ortaya koyan temel göstergeler arasında yer almayı sürdürüyor.
İSO 1000 verileri, yüksek teknoloji grubundaki yükselişe karşın orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sektörlerin toplam katma değer içerisindeki payında düşüş yaşandığını gösterdi. Böylece teknoloji yoğunluğu bakımından üretim kompozisyonunda yüksek teknoloji lehine bir değişim gözlendi.
Sanayi üretimindeki bu değişim, sektörlerin katma değer dağılımında yaşanan dönüşümü ortaya koyarken, teknoloji yoğun üretimin ekonomik katkısının giderek arttığını gösteren veriler arasında yer aldı.
Son yıllarda uygulanan teknoloji ve sanayi politikaları kapsamında yüksek katma değerli üretimin artırılması, Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi ve dijital dönüşüm yatırımlarının yaygınlaştırılması öncelikli hedefler arasında bulunuyor. İSO 1000 verilerinde görülen artış da bu süreçte yüksek teknoloji alanındaki üretim kapasitesindeki gelişmeleri yansıtan göstergelerden biri olarak öne çıkıyor.
Özellikle savunma sanayii, yazılım tabanlı üretim teknolojileri, elektronik sistemler, biyoteknoloji ve ileri malzeme teknolojileri gibi alanlarda gerçekleştirilen yatırımlar, yüksek teknoloji üretiminin sanayi içerisindeki payının artmasına katkı sağlayan unsurlar arasında gösteriliyor.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2026 yılı ilk çeyrek verileri, yurt içinde gerçekleştirilen seyahatlerde harcamaların artışını ortaya koydu. Verilere göre, yerli turistlerin yurt içi seyahat harcamaları geçen yılın aynı dönemine kıyasla önemli ölçüde yükselirken, seyahat sayısı ve harcama kalemlerinde de dikkat çeken değişimler kaydedildi.
TÜİK'in Hanehalkı Yurt İçi Turizm Araştırması sonuçlarına göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde yerli turistlerin yurt içi seyahat harcamaları geçen yılın aynı dönemine göre %33,9 artarak 102,3 milyar Türk Lirası'na ulaştı. Aynı dönemde toplam 11,5 milyon kişi yurt içinde seyahat gerçekleştirdi.
Harcamaların büyük bölümünü bireysel olarak yapılan harcamalar oluşturdu. Toplam harcamaların %92,4'ü kişisel harcamalardan oluşurken, geri kalan kısmı paket tur harcamaları olarak kaydedildi.
İlk çeyrek verilerine göre seyahat başına ortalama harcama 7.221 Türk Lirası olarak hesaplandı. Ulaşım, konaklama, yeme-içme ve diğer turizm hizmetlerine yönelik giderler, toplam harcamaların temel bileşenleri arasında yer aldı.
Turizm sektöründe maliyetlerde yaşanan artışlar ve hizmet fiyatlarındaki değişimler, seyahat başına yapılan ortalama harcamanın yükselmesinde etkili olan unsurlar arasında yer alıyor.
Yurt içi turizm harcamalarında kişisel harcamalar ağırlığını sürdürdü. Toplam harcamaların %92,4'ünü oluşturan kişisel harcamalar, bireylerin ulaşım, konaklama, yeme-içme, alışveriş ve diğer seyahat giderlerini kapsadı. Paket tur harcamaları ise toplam harcamalar içinde daha sınırlı bir pay aldı.
Küresel tahıl piyasalarında son dönemde gözlenen fiyat artışları, jeopolitik gelişmeler ile iklim kaynaklı risklerin aynı dönemde etkisini artırmasıyla hız kazandı. Bu süreçte özellikle buğday, mısır ve soya fasulyesi fiyatlarında yukarı yönlü hareketler dikkat çekiyor.
Uluslararası emtia piyasalarında işlem gören buğday fiyatları son bir ayda %13 yükselerek Chicago Ticaret Borsası'nda kile başına 6,75 ABD Doları seviyesine ulaştı. Bu yükseliş, son iki yılın en yüksek fiyat seviyeleri arasında yer alırken küresel arz ve lojistik görünümüne ilişkin belirsizliklerin fiyatlar üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.
Piyasalarda oluşan fiyat hareketleri yalnızca buğday ile sınırlı kalmadı. Aynı dönemde soya fasulyesi ve mısır fiyatlarında da artışlar kaydedildi. Tarımsal emtialardaki bu genel yükseliş, küresel gıda maliyetlerine yönelik beklentilerin yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Küresel tahıl piyasalarında fiyatların yükselmesinde jeopolitik gelişmeler önemli rol oynuyor. Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler, enerji fiyatlarındaki artış ve deniz taşımacılığına ilişkin riskler, tarımsal ürünlerin üretim ve taşınma maliyetleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Bunun yanında Karadeniz bölgesinde devam eden çatışmalar da küresel tahıl ticaretini etkileyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Bölgedeki liman faaliyetleri, ihracat rotaları ve sevkiyat süreçlerinde yaşanan aksaklıklar, özellikle buğday arzına ilişkin belirsizlikleri artırmaya devam ediyor. Uluslararası piyasalarda Karadeniz üzerinden gerçekleştirilen tahıl ihracatının seyri yakından takip edilirken, bölgedeki güvenlik risklerinin fiyatlamalarda etkili olduğu belirtiliyor.
Piyasalarda fiyat hareketlerini destekleyen bir diğer unsur ise El Niño hava olayına ilişkin beklentiler oldu. Meteorolojik tahminler, El Niño'nun bazı önemli tarım bölgelerinde kuraklık, aşırı sıcaklık ve düzensiz yağış gibi hava koşullarını beraberinde getirebileceğine işaret ediyor.
Üretim miktarlarında yaşanabilecek olası değişiklikler nedeniyle yatırımcılar ve tarım piyasası aktörleri, önümüzdeki dönemde hasat verilerine ilişkin gelişmeleri yakından izliyor. İklim koşullarına bağlı üretim risklerinin, küresel tahıl arzı üzerindeki etkisi piyasalarda fiyat oluşumunda belirleyici faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Enerji fiyatlarında yaşanan yükseliş, tarımsal üretim maliyetlerini de doğrudan etkiliyor. Yakıt ve gübre maliyetlerindeki artışın üretim süreçlerine yansıması, tahıl piyasalarında maliyet baskısını artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
Özellikle gübre hammaddelerinin önemli bölümünün enerji piyasalarıyla bağlantılı olması nedeniyle enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar tarımsal üretim maliyetlerini etkileyebiliyor. Bu durumun küresel tahıl arzı üzerinde dolaylı etkiler oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Tahıl fiyatlarında görülen yükseliş, küresel gıda enflasyonu beklentilerini yeniden gündeme taşıdı. Buğday, mısır ve soya fasulyesi gibi temel tarımsal ürünlerde yaşanan fiyat artışlarının un, yem, bitkisel yağ ve diğer gıda ürünlerinin maliyetleri üzerinde etkili olabileceği belirtiliyor.
Uluslararası piyasalarda önümüzdeki dönemde jeopolitik gelişmeler, hava koşulları, enerji fiyatları ve hasat sonuçları tahıl fiyatlarının yönü açısından belirleyici unsurlar olmaya devam ederken, küresel tarım emtia piyasalarında dalgalı görünümün sürmesi bekleniyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2026 yılının beşinci faiz kararını açıkladı.
Karar öncesinde piyasa beklentileri büyük ölçüde politika faizinin korunacağı yönündeydi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Temmuz ayı Para Politikası Kurulu toplantısının ardından politika faizini beklentilere paralel şekilde %37 seviyesinde sabit tuttu.
Haziran Ayında TCMB Nasıl Bir Karar Almıştı?
Haziran toplantısında da TCMB politika faizini %37 seviyesinde sabit bırakmıştı.
Ayrıca;
Temmuz Ayı Beklentileri Ne Yöndeydi?
Piyasa beklentileri, TCMB'nin Temmuz ayı toplantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit bırakacağı yönünde yoğunlaşıyordu.
Kurumların da büyük bölümü politika faizinde değişiklik beklemezken, bazı kurumlar ilave sıkılaşma ihtimalini de göz ardı etmemişti.
Enflasyonda devam eden dezenflasyon süreci ve küresel finansal koşullar nedeniyle Merkez Bankası'nın temkinli para politikası duruşunu koruyabileceğini değerlendirilmişti.