Önerilen Sonuçlar()
Mobil Uygulamayı İndir
QNB Invest
© 2026 QNB Invest A.Ş.
Türkiye ekonomisinin güçlü taşıyıcılarından biri olan hizmet sektörü, 2025 yılının ilk dokuz ayında dikkat çekici bir performans sergileyerek 49 milyar ABD Doları hizmet ticareti fazlası oluşturdu. Hizmet gelirlerindeki artış, hem turizm hem de taşımacılık başta olmak üzere geniş bir yelpazeye yayılan sektörlerin güçlü katkısıyla desteklendi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın değerlendirmesine göre toplam hizmet ihracatının yıl sonunda 121,6 milyar ABD Dolarına ulaşması bekleniyor. Bu tablo, Türkiye'nin küresel hizmet ticaretindeki payını artırdığını ve bu alanda rekabet gücünü güçlendirdiğini ortaya koyuyor.
2025 yılı turizm sezonunun uzaması ve ziyaretçi sayısındaki artış hizmet gelirlerinin en büyük itici gücü oldu.
Türkiye’nin bölgesel lojistik avantajı ve artan dış ticaret hacmi taşımacılık gelirlerini destekledi.
Dijitalleşmenin hızlanmasıyla yazılım, bilişim ve danışmanlık hizmetlerinde ihracat artışı devam etti.
Hizmet ihracatının artması, Türkiye’nin dünya hizmet ticaretindeki konumunu güçlendiriyor. Bakan Bolat’ın açıklamalarına göre Türkiye:
Bu performans, Türkiye’nin dış ticaret dengesine pozitif katkı sağlarken cari denge üzerindeki baskının da azalmasına destek oluyor.
Hizmet ticareti fazlasının güçlü gelmesi Türkiye ekonomisi açısından kritik önemde:
2025 yılının ilk dokuz ayında elde edilen 49 milyar dolarlık hizmet ticareti fazlası, Türkiye'nin hizmet sektöründe global ölçekte rekabet gücünü artırdığını gösteriyor. Yıl sonu hedefi olan 121,6 milyar dolar hizmet ihracatına yaklaşılırken, sektörün büyüme ivmesinin devam etmesi bekleniyor.
Hizmet sektörüne yönelik fiyat değişimlerini gösteren Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE), Ekim ayında yıllık bazda %34,85 artış kaydetti. TÜİK tarafından yayımlanan verilere göre endeks aylık bazda ise %0,19 yükseldi. Yani fiyatlarda sert bir sıçrama olmasa da yıllık artışın hala yüksek seyrettiğini görüyoruz.
Türkiye ekonomisinin önemli taşıyıcısı olan hizmet sektöründe özellikle ulaştırma, konaklama ve bilgi-iletişim grupları endeksteki gelişmeleri şekillendirmeye devam ediyor.
Ekim ayı verileri alt kalemler bazında incelendiğinde, hizmet sektöründeki fiyat artışlarının geniş bir alana yayıldığını görüyoruz:
Lojistik maliyetlerinde küresel ölçekte devam eden dalgalanmalar, enerji fiyatlarındaki hareketlilik ve iç talep koşulları yıllık artışı destekliyor.
Turizm sezonunun uzaması fiyatlara yansıdı. Ayrıca işçilik ve enerji maliyetlerindeki artış da bu kalemde baskı yaratıyor.
Dijitalleşme eğiliminin hızlanması ve teknoloji hizmetlerine olan talebin artması, sektörde fiyatların yukarı yönlü seyretmesine neden oluyor.
Ekim ayında açıklanan H-ÜFE verileri, hizmet sektöründe fiyat artışlarının hız kesse de yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde talep koşulları, enerji maliyetleri ve ücret artışları endeksin yönü üzerinde belirleyici olacak.
Türkiye’de işgücü piyasasına ilişkin Ekim 2025 verileri açıklandı ve tabloya baktığımızda hem işsizlik oranında gerileme, hem de istihdam tarafında sınırlı da olsa iyileşme dikkat çekiyor. TÜİK’e göre işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,1 puan düşerek %8,5 seviyesine indi. Böylece yılın son çeyreğine, iş piyasasında görece dengeli bir görünümle girildi.
Ekim ayında istihdam oranı %49,2 seviyesine yükseldi. Bu artış, özellikle hizmet ve sanayi tarafındaki istihdam hareketliliğinin devam ettiğini gösteriyor. İşgücüne katılım oranının %53,8’e çıkması ise çalışan nüfusun iş piyasasına yönelme eğiliminin sürdüğüne işaret ediyor.
Bu iki göstergenin birlikte yukarı yönlü hareket etmesi, istihdam piyasasında geniş tabanlı bir toparlanma sinyali veriyor.
Bununla birlikte dikkat çeken bir veri de atıl işgücü oranının %29,6’ya yükselmesi oldu. Atıl işgücü; işsizleri, eksik istihdamdakileri ve iş aramayıp çalışmaya hazır olanları kapsadığı için işgücü piyasasının gerçek kapasitesini daha net gösteriyor.
Türkiye ekonomisinin son çeyreğe girdiği bu dönemde işgücü piyasası, hem olumlu sinyaller hem de çözüm bekleyen alanlar barındıran karma bir görünüm çiziyor.
Ekonomi ve Siyaset Haberleri
Şirket Haberleri
Kasım ayı verileri, para piyasası fonlarında ilginç bir ayrışmaya işaret ediyor: Yatırımcı sayısı azalırken, fonların toplam portföy değeri hızla büyümeye devam ediyor. Son dönemde artan getiri beklentileri, sıkı para politikası ve likit varlıklara yönelim, fonların büyüklüğünü destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor.
Kasım ayında para piyasası fonlarından 523 yatırımcı çıkışı gerçekleşti. Ayrıca son iki haftada toplamda 15.302 yatırımcı fonlardan ayrıldı.
Bu düşüşün olası nedenleri:
Ancak yatırımcı sayısındaki düşüş, fon büyüklüğündeki artışı durdurmadı.
Kasım ayında para piyasası fonlarının toplam portföy büyüklüğü 120,1 milyar TL artış gösterdi. Bu artış, fonlara yapılan kurumsal girişlerin gücünü ve kısa vadeli yatırımcıların yüksek likidite tercihlerini ortaya koyuyor.
Son 11 aylık dönemde fonların toplam portföy değeri 136 milyar TL’den fazla artarak 1,43 trilyon TL’ye ulaştı. Bu rakam, para piyasası fonlarının son yıllarda yatırımcılar için önemli bir likidite yönetim aracı haline geldiğini gösteriyor.
Öne çıkan dinamikler:
Kurumsal yatırımcıların fonlara yönelimi de toplam portföy büyüklüğünü destekleyen kritik bir unsur.
Bu ayrışma finans dünyasında sık görülen bir durum: Bireysel yatırımcı çıkışı → sayıyı düşürür Kurumsal ve yüksek tutarlı girişler → portföy değerini büyütür.
Dolayısıyla:
Kasım ayında yatırımcı sayısındaki azalma dikkat çekse de, fonların toplam portföy büyüklüğündeki kesintisiz artış sektördeki güçlü talebin korunduğunu gösteriyor. 1,43 trilyon TL’lik büyüklük, yatırımcıların belirsizlik dönemlerinde likit ve düşük riskli araçlara yöneldiğinin açık bir göstergesi.
Önümüzdeki dönemde:
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son verileri, sanayi sektöründeki istihdam dinamiklerinde dikkat çekici bir tabloya işaret ediyor. Buna göre, sanayide ücretli çalışan sayısı son 14 ayın 13’ünde düşüş gösterdi. Aralık 2022’de görülen zirve seviyeden bu yana sektör, toplamda 247.990 kişilik istihdam kaybı yaşadı.
Bu trend, sanayi üretimi, yatırım iştahı ve şirketlerin kapasite kullanım stratejileri açısından önemli sinyaller barındırıyor.
Aralık 2022’de ulaşılmış olan istihdam zirvesi sonrasında sanayi sektöründe belirgin bir yavaşlama görülüyor.
Bu kaybın arkasında birkaç önemli faktör olabilir:
Bu faktörler, özellikle imalat sanayiinde istihdamın dönemsel olarak baskı altında kalmasına neden olmuş olabilir.
Sanayide istihdam kaybı yaşanırken, inşaat, ulaştırma ve ticaret sektörlerinde istihdam artışı gözlemlendi.
Bu ayrışmanın olası nedenleri:
Ekonomide sektörler arası bu farklı eğilimler, iş gücünün talep dinamiklerinde yeniden dengelenme yaşandığını gösteriyor.
Sanayide ücretli çalışan sayısının aralıksız düşmesi, birkaç açıdan kritik:
Sanayi istihdamındaki düşüş tek başına olumsuz gibi görünse de ekonominin diğer alanlarında farklı bir eğilim görülüyor. İnşaat, ticaret ve ulaştırma gibi sektörlerde iş gücü artışı, talep kompozisyonunun değiştiğini ve hizmet ağırlıklı yapının güçlendiğini gösteriyor.
Sanayi sektöründe son 14 ayda görülen istihdam kayıpları, sektörün mevcut konjonktürde temkinli bir pozisyon aldığını gösteriyor. Buna karşın hizmet ve inşaat tarafındaki güçlü eğilim, toplam istihdamın desteklenmesini sağlıyor.
Önümüzdeki dönemde sanayi istihdamının seyri;