Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 10 Eylül Perşembe günü saat 14.00’te açıklayacağı Para Politikası Kurulu (PPK) kararı, haftanın yurt içindeki en önemli gündem maddelerinden biri olacak. Politika faizi mevcut durumda %37 seviyesinde bulunurken, piyasa beklentileri eylül toplantısında faiz oranının sabit bırakılacağı yönünde yoğunlaşıyor.

Piyasanın Politika Faizi Beklentisi Ne Yönde?
TCMB’nin Eylül toplantısında politika faizini %37 seviyesinde korumasını bekliyor. Faiz indirimi beklentileri ise ağırlıklı olarak yılın son çeyreğine yönelmiş durumda. Yıl sonu politika faizi beklentileri %35 civarında yoğunlaşıyor.
Ağustos ayında tüketici fiyatlarının aylık %1,84 artması ve yıllık enflasyonun %31,79 seviyesinde gerçekleşmesinin ardından, piyasaların odağında faiz kararının yanı sıra TCMB’nin dezenflasyon sürecine ilişkin vereceği mesajlar da yer alacak. Son dönemde bir hafta vadeli repo ihalelerinin yeniden başlaması ve bankacılık sisteminin yeniden politika faizi üzerinden fonlanması da Eylül toplantısında faiz oranının korunacağı yönündeki beklentileri destekliyor.
TCMB Politika Faizini Ocak Ayından Bu Yana %37’de Tutuyor
TCMB, Ocak toplantısında politika faizini 100 baz puan indirerek %38’den %37’ye çekti.
Mevcut durumda bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı %37 seviyesinde bulunurken, gecelik borç verme faizi %40, gecelik borçlanma faizi ise %35,5 seviyesinde uygulanıyor.
Faiz İndirimi İçin Beklentiler Hangi Aya İşaret Ediyor?
Eylül toplantısında faiz indirimi beklentileri sınırlı kalırken, piyasaların odağı yılın son çeyreğine çevrilmiş durumda. İlk faiz indiriminin Ekim toplantısında gelebileceğine yönelik beklentiler öne çıkarken, yıl sonunda politika faizinin %35 seviyesine gerileyebileceği öngörülüyor.
Bu nedenle Eylül toplantısında faiz oranının kendisi kadar, PPK metninde gelecek dönemdeki faiz adımlarına ilişkin verilecek mesajlar da yakından takip edilecek.
Faiz Sabit Kalırsa Ne Olabilir?
Politika faizinin %37 seviyesinde sabit bırakılması piyasanın ağırlıklı beklentisiyle uyumlu olacağından, kararın tek başına finansal piyasalarda belirgin bir sürpriz yaratması beklenmeyebilir.
Bu senaryoda dikkatler PPK karar metnine çevrilebilir. TCMB’nin enflasyon görünümü, iç talebin seyri ve gelecek dönemdeki faiz adımlarına ilişkin vereceği mesajlar; tahvil faizleri, Türk lirası ve Borsa İstanbul’daki fiyatlamalar açısından önem taşıyabilir.
Faiz İndirimi Gelirse Ne Olabilir?
Eylül toplantısında faiz indirimi yapılması piyasanın ağırlıklı beklentisinin dışında bir gelişme olacağından, indirimin büyüklüğü ve TCMB’nin vereceği mesajlar ön plana çıkabilir.
Faiz indirimi, finansman maliyetlerinin önümüzdeki dönemde gerileyebileceğine yönelik beklentileri destekleyebilir. Daha düşük faiz ortamı kredi koşulları ve faiz değişimlerine duyarlı sektörler açısından destekleyici olurken, tahvil piyasasında da faizlerin gerilemesi yönünde fiyatlamalar görülebilir.
Bununla birlikte, faiz indiriminin Türk lirası ve enflasyon beklentileri üzerindeki etkisi indirimin büyüklüğüne ve TCMB’nin para politikasının devamına ilişkin vereceği mesajlara bağlı olarak farklılaşabilir.
Eylül Kararında Hangi Mesajlar Takip Edilecek?
Eylül toplantısında piyasaların odağında yalnızca politika faizi değil, TCMB’nin yılın kalan dönemine ilişkin vereceği yönlendirmeler de olacak. Enflasyonun ana eğilimi, iç talepteki görünüm ve enerji fiyatlarının seyri karar metninde yakından takip edilecek başlıklar arasında yer alıyor.
Özellikle faiz indirimlerinin zamanlamasına ilişkin verilecek mesajlar, ekim ve aralık toplantılarına yönelik beklentilerin şekillenmesinde etkili olabilir.
TCMB eylül faiz kararı ne zaman açıklanacak?
TCMB’nin eylül ayı faiz kararı 10 Eylül 2026 Perşembe günü saat 14.00’te açıklanacak.
TCMB politika faizi şu anda kaç?
TCMB’nin politika faizi %37 seviyesinde bulunuyor ve Ocak ayından bu yana bu seviyede korunuyor.
Piyasa faiz indirimi bekliyor mu?
Piyasanın ağırlıklı beklentisi eylül toplantısında faizin %37’de sabit tutulması, ilk indirimin ise yılın son çeyreğinde gelmesi yönünde.
TCMB faiz indirirse ne olur?
Faiz indirimi finansman maliyetlerini aşağı çekebilir, tahvil fiyatlarını destekleyebilir ve faiz değişimlerine duyarlı sektörlerde olumlu fiyatlamayı güçlendirebilir.